Osmanlı kadını adam yerine koymadı ki şimdi konulsun

NEDENSE bu abukluklar hep ilahiyatçılardan çıkıyor.

Haberin Devamı

Fakültede hepsi sadece cinsellik, kadını insan yerine saymamak (ki çok önemsedikleri Osmanlı sayımlarda hayvanları sayıp, kadınları saymamıştı), kadın-erkek eşitliğinin olmadığını öğreniyorlar herhalde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadın kadına eşitliğin doğru olduğunu belirterek, “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fıtrata terstir. Çünkü fıtratları, tabiatları, bünyeleri farklıdır” dedi. Tabii ki kadın-erkek eşit değil; ben bugüne kadar 3 kadın tarafından cinsel istismar edilen, sonra bıçaklanan, sonra parçalanan, sonra yakılan bir erkek duymadım, siz duydunuz mu? Unutmamak lazım, başkaları için ağlayıp, değişik kimlikler alanların nedense hiçbiri ortada yok.
Hatta bazı aklı evveller nerede ise tecavüzcüyü haklı gösteren tweet’ler atıyorlar. Mesela, “Sorunun odağında kadın var. Bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyük”. Bence asıl olan, dekolte giyinmemek değil, o kendilerini erkek sananlara kadının ne olduğunu (anne, bacı) anlatmak, nefislerine hâkim olmalarını öğretmektir.
Murat BİNZET

Haberin Devamı


Cinnet hali!..

TOPLUMDA artan özellikle cinsel suçlara bakın. Her taraf suç ve suçlu dolu. Dindar nesilden bahsedilirken toplum hiç bu kadar ahlaken çökmemişti. Vahşet ve cinayetler birbiriyle yarışıyor. İktidarın bunları dikkate aldığı yok. Birileri bunları uyarsın ve kendine getirsin artık, her nasıl olacaksa... Uyuşturucu ve sigara 10 yaşın altına kadar düşmüş. Daha neyi tartışıyoruz.
Aydın DİMAG


CHP üzerine değerlendirmeler

İKTİDARI DÜŞLEYENLER

7 Haziran 2015 akşamı 21 pare top atışı ile parlamenter demokratik sistemin sonu ve başkanlık sistemi adı altında padişahlığın ilanı mı yapılacak? Peşi sıra Batı emperyalizminin istekleri doğrultusunda özerklik sonrası ayrı bir Kürt devleti mi kurulacak?
Yoksa...
Yoksa CHP iktidarı ile korkulu rüyadan uyanarak, lale tüccarlarının reklam arası diye nitelendirdiği Cumhuriyet’in devrimlerine kaldığımız yerden devam mı edeceğiz? Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü içinde Türk-Kürt kardeşliğinin devam etmesi, parlamenter demokratik sistemin varlığına bağlıdır. 7 Haziran’da 367 (direkt anayasayı değiştirme) ya da 330 (referandum yapabilme sayısı) milletvekili sayısı AKP’nin hedefi. Peki AKP bu hedefe nasıl ulaşabilir? AKP gemisi çatırdıyor. Aslında AKP ve ‘büyük kaptan’ için deniz bitti.
Şimdi CHP ile yol alma zamanı. Rota Cumhuriyet devrimleri!
‘Gel 7 Haziran gel’ diyoruz ve oyumuzu Cumhuriyet adına kullanmak için sabırsızlanıyoruz.
Avni KURTULDU

Haberin Devamı


VE TABANI DİNLEMEYENLER

CHP MYK kontenjan yerlerini belirledi. Genel Merkezciler kendilerini kayırdılar; yerlerini şimdiden ‘ayırttılar’. Alınan kararlar, tabanın beklentisini karşılamadı. İşte birkaç örnek: CHP Genel Başkanı, MYK’sı ve PM’si, matematik biliminde yeni bir çığır açarak %15’in nasıl % 85’e eşit, hatta daha büyük olduğunu ispat etmiş oldular! Bravo. Tabanın aklıyla alay etmeye devam... Düşünebiliyor musunuz?
Bir genel başkan matematik oyunlarıyla üyelerini kandırmaya çalışıyor.
Mustafa TİRYAKİOĞLU

İdama geri dönülmesi vahşi duruma düşmek demektir

ÖZGECAN Aslan’ın insan müsveddesi bir sapık tarafından hunharca katlinden ve onu izleyen tüyler ürpertici olaylardan sonra toplumda görülen infial umarım bu tür olayların toplumumuzdan günün birinde tamamen yok olması için ciddî çalışmaların başlamasına vesile olur. Ancak idam cezasını geri getirmek bu çalışmaların bir parçası olmamalıdır. Bunun üç nedeni vardır: Birincisi, idam, hiçbir toplumda cezasını teşkil ettiği suçların ortadan kalkması neticesinin elde edilmesine katkıda bulunamamıştır. İkincisi, Özgecan Aslan’ın katlinde karşımıza çıkan canavarca davranış tek bir kişiye veya birkaç kişiye mal edilemez, çünkü, ne fecîdir ki, bu tür davranışlar toplumumuzda artık nadir olaylardan değildir. Dolayısıyla Özgecan’ın başına gelende toplumun da suçu vardır: Yüzyıllarca “töre”, “namus”, “din” bahaneleriyle insanların katledilmesine, eziyet çekmelerine göz yummuş, insan eğitimini Orta çağ kalıntısı saplantılarla modern dünyada kabul edilmesi mümkün olmayan düzeylere yuvarlamış, hattâ bu bahanelerle cezaları azaltma yoluna gitmiş bir toplum Özgecan’ın katlinin sorumluluğunu paylaşmak mecburiyetindedir. İdam’a karşı üçüncü neden de hiçbir suçun tüm detaylarının her zaman bilinememesi, itiraf edilen suçlarda bile yıllar sonra yeni bilgilere ulaşılabilmesi ihtimalidir. İdam geri dönülmesi imkânsız bir cezadır. Hiçbir dinde Cehennem bile geri dönüşü olmayan bir ceza mahalli değildir. Meselâ Hristiyanlık, sırf geri dönüşü mümkün kılabilmek için, Kutsal Kitap’ta yeri olmadığı halde Araf’ı icad etmiştir. Müslümanlık’ta da af her zaman mümkündür. Hukukta Latince lex talionis adı altında tanınan ve eski Babil’deki Hammurabi kanun kitabından beri bildiğimiz bu insanlık dışı ceza türü, Tevrat’ın Tekvin ve Levililer kitaplarındaki “göze göz” (=ayin takhat ayin) üzerinden maalesef modern yaşamımıza sızmıştır. Kur’an kısas adını verdiği bu ceza türünden al-Baraka suresinde bahseder ama af imkânını açık tutar. Kur’an’ın kesin öldürme ehliyetini verdiği tek hal nefsi müdafaadan ibarettir. Roma hukuku da lex talionis’i para veya hapis cezalarına çevirme imkânlarını yaratmıştı. Bu bağlamda, Avrupa Birliği bakanımız Sayın Volkan Bozkır Bey’in sözlerini yanlış anlamaya mahal verecek bir şekilde başlıklara taşıyan basınımızı kınıyorum. Sayın bakanın “devlet intikam almaz” mealindeki sözleri medeni bir insana, medeni bir devlete yakışan sözlerdir. Başlıklara bu sözler konmalıydı, silahımı alır giderim sözleri değil! Şimdi mensubu olduğu hükûmete düşen, bir an evvel eğitimimizi modernleştirmek, eleştirel düşünceyi öğreten ancak liselerimizden kovulmuş olan felsefeyi geri getirmek ve ne yazık ki “göze göz” ibaresini koruyan kutsal kitaplara saygıyı öğretmek zorunda olan mecburî din derslerini kaldırmaktır.
A. M. Celâl ŞENGÖR

Haberin Devamı


Mahmut Esat Bozkurt paneli ve heykel açılışı

AYDIN Büyükşehir Belediyesi Türk Medeni Kanununun kabulünün 89. yıldönümünde yasanın mimarı Mahmut Esat Bozkurt‘u bugün (17 Şubat) yapılacak panel ve heykel açılışıyla anıyor. Etkinliğin ilk bölümünde Kuşadası Korumar Otel Odeon Salonu’nda saat 14.30’da Moderatörlüğünü Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şaduman Halıcının yapacağı panel düzenlenecek. Panele konuşmacı olarak, ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, 23. Dönem Milletvekili / Eski Büyükelçi Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı, Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakkı Uyar katılacak.
Panelin ardından saat 17.30’da Kuşadası Aydınlanma Alanı’nda Aydın Büyükşehir Belediyesinin Heykeltraş Ferit Özşen’e yaptırdığı Mahmut Esat Bozkurt Heykeli’nin açılışı yapılacak.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; “tüm Aydın halkını 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 89. yıldönümünde yasanın mimarı, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı, hemşehrimiz “Mahmut Esat Bozkurt” anısına düzenleyeceğimiz panele ve heykel açılışına tüm vatandaşlarımızı davet ediyorum” diyor.

Haberin Devamı


MAHMUT ESAT BOZKURT KİMDİR

Mahmut Esat Bozkurt (1892, Kuşadası - 21 Aralık 1943, İstanbul) Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından ve Türkiye'de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş bir devlet adamıdır. 1924 Anayasasının hazırlayıcılarından, eski Adalet Bakanı ve İzmir Milletvekili. 1911'de İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun olan Mahmut Esat Bozkurt, İsviçre'de Lozan ve Freiburg üniversitelerinde öğrenim gördü ve kapitülasyonlar konusunda doktora yaptı. İzmir'in Yunanlar tarafından işgalinden sonra Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere yurda döndü ve Ege Bölgesi'nde Kuvayı Milliye teşkilatının içinde yer alarak, önemli yararlıklar gösterdi.
Bozkurt, 3. ve 4. İsmet İnönü Hükümetlerinde (4. Hükümet ve 5. Hükümet; 3 Mart 1925 - 1 Kasım 1927) de Adliye Vekili olarak görev yaptı. Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926), Türk Ceza Kanunu (1 Mart 1926), Kabotaj Kanunu (19 Nisan 1926), Borçlar Kanunu (22 Nisan 1926), Ticaret Kanunu (29 Mayıs 1926), Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (18 Haziran 1926) gibi Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminin temel yasaları, Mahmut Esat Bozkurt'un Adliye Vekilliği döneminde hazırlandı ve yürürlüğe girdi.
Cumhuriyet tarihinde Bozkurt-Lotus vakası olarak adlandırılan, Bozkurt adlı Türk gemisiyle Lotus adlı Fransız gemisinin 2 Ağustos 1926'da Ege Denizi'nde çarpışması nedeniyle iki ülke arasında çıkan anlaşmazlıkta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni Lahey Uluslararası Adalet Divanı'nda temsil etti[1]. (1927). Bu dava, tarihçiler tarafından, Türk hukukunun ve adalet örgütünün kapitülasyonlar dönemini geride bırakarak insan ve egemenlik haklarına dayalı çağdaş hukuk düzeyine yükseldiğinin bir simgesi olarak değerlendirilmektedir.

Yazarın Tüm Yazıları