HSYK, hükümetin güvenliğini sağlayan bir organ olmamalı

Haberin Devamı

DÖRT savcının hukuk dışı işlemleri gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırılması, bu savcılar içinde de özellikle Zekeriya Öz isminin öne çekilmesi karşısında herkeste, işte sonunda Ergenekon sürecinin, o dönemdeki dava ve soruşturmalarda yaşanan hukuksuzlukların hesabı soruluyor algısı yaratıldı.
Hukukçu dostumuza sorduk: “Gerçekten öyle mi?”
“Nerede...” dedi ve bize şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün HSYK kararı ile ortaya çıkan tabloya bakınca, hükümet göbeğini kaşıyor ve zevkten dört köşe... Çünkü bu dört savcının ortak özelliği 17-25 Aralık soruşturmalarında yer almaları.
Yani artık hükümete dokunana mutlaka dokunuluyor, isterse dokunan yargı mensupları olsun! Ve dokunma işini de artık hükümet yerine, varlık nedeni güya yargıya güvence olan HSYK yapıyor! Mutlaka bir gerekçe bulunuyor!

Haberin Devamı

HSYK’NIN AKLINA GELMİYOR

Dubai seyahatinin hesabı Zekeriya Öz’den elbette sorulsun ama bu savcıdan sorulacak konu meslek yaşamında Dubai seyahatine indirgenmesin. Konu bu kadar basit mi? Kamuoyu doğru bilgilendirilsin. Zekeriya Öz denilince ülkede herkesin aklına Ergenekon süreci gelmesine rağmen, HSYK’nın aklına niye bu gelmiyor?
Zekeriya Öz dışındaki üç savcının Ergenekon ve o dönemdeki olaylarla ne ilgileri var. Elbette yok. Bu üç savcının ilgileri ve ayrıca dört savcı için de ortak olan konu, kuşkusuz 17-25 Aralık soruşturmaları... Dubai olayı bu işin içine sokulmakla kafalar karıştırılıyor... Peki neden Ergenekon sürecindeki hukuksuzlar ve o hukuksuzlukları yapanlar bu işin içinde yok?...
Demek ki hesabı sorulan, 17-25 Aralık soruşturmalarında, adli yönden neden harekete geçildiği, yani hükümete neden dokunulduğu konusu. Bu durum karşısında HSYK yeni yapısıyla, sanki yargı bağımsızlığı için değil de, kalkan DGM’leri de aratarak, adeta hükümetin güvenliğini sağlayan bir organa dönüşmüş...
Aksi olsa Ergenekon sürecinin hesabı sorulsa, o dönemi tek başına savcı Zekeriya Öz mü yürüttü? Diğer savcılar, Fikret Seçen ve Cihan Kansız, onların başsavcı vekili Turan Çolakkadı hakkında neden yapılan bir işlem yok?... Zekeriya Öz o dönemi onlarsız mı, tek başına mı yürüttü?... Elbette hayır... O halde hesabı sorulanın Ergenekon süreci olmadığı, sadece bir algı yönetimi yapıldığı ortada değil midir?”
Hesap sorma dönemine geçilirse, bu işin içinden çıkılmaz, yargı diye bir şey kalmaz!

Haberin Devamı

YHT ile Ankara-İstanbul yolculuğum ne kadar sürdü

ANKARA–İstanbul YHT seferleri törenlerle başlamıştı. Asılan afişlerde bu hatta geleneksel terminaller olan Ankara ve Haydarpaşa tren garlarının resimleri vardı ve sürenin 3.5 saat olduğu yazıyordu.. Daha sonra seferlerin Haydarpaşa veya Kadıköy’e değil, Pendik’e kadar olacağını ve sürenin 3 saat 50 dakika olduğunu öğrendik. Geçen gün ilk defa YHT ile İstanbul’a gittik. Saat 14.05’te kalkan tren Pendik’e 17.55 yerine 18.15’te ulaştı. Buradan Kadıköy yönüne devam etmek için otobüs veya dolmuşlarla İstanbul trafiğine girmek yerine Kartal metrosunu tercih ettik. Metro hemen geldi ve Kadıköy-Haydarpaşa arasındaki Ayrılıkçeşme istasyonuna saat 19.30 da varabildik. Otobüs veya dolmuşu seçsek hâlâ yoldaydık. YHT ile İstanbul’a gitmek isteyenlerin bilgisine sunarım. A.Y.

Haberin Devamı

Prof. Celal Şengör’ün Topkapı’da başına gelenler

30 ARALIK Salı günü ABD’den beni ziyarete gelen sevgili dostum ve meslektaşım Prof. Brian Wernicke ve eşi, kendisi kadar meşhur bir jeolog olan Joann Stock ve çocuklarıyla Topkapı Sarayı Müzesi’ni gezmeye gittik. Ancak müzeye yaklaşmak ne mümkün! Önce Bâb-ı Hümâyun’dan girelim dedik. Arabayla girmek yasak olduğu gibi, otomobilinizi III. Ahmed Çeşmesi’ne kadar getirmek de yasak. Ta I. Ahmed türbesinin olduğu sokakta bırakacaksınız (o da park yeri bulabilirseniz küçük otoparkta veya 25 papeli bayılırsanız). Gülhane kapısından girmeye kalkarsanız ise Arkeoloji Müzesi’nin olduğu yerde arabanızı terk etmek zorundasınız, ama orada da park yeri yok. Olsa bile yokuş devam ediyor. Yani yaşlı, küçük çocuklu bir aile, koltuk değneği veya tekerlekli arabaya ihtiyaç duyan bir sakat veya hamile iseniz hapı yuttunuz: 25 lira gitti demektir. O parayı verseniz bile ancak Bab-ı Hümâyun’a kadar geçerli. Gerisini çaresiz yürüyeceksiniz. Yani işçi ve küçük memur ailelerine yaşlıları, sakatları, küçük yavruları veya hamile kadınları varsa Topkapı yasaktır! Bilet almaları gereken Bâb-ü Selâm’a yaklaşamazlar bile. Merakımdan bu durumu kapıdaki nöbetçilere sordum: Efendim dediler, ancak ambulansa izin var. Koltuk değnekli isem? Ambulansla gelirsiniz, o zaman o sizi Bab-ü Selâm’a kadar götürür! Müze çalışanlarından biri bir sakatlığına rağmen Sarayburnu Gülhane kapısından sarayın arka kapısına kadar o dik yamacı yayan tırmanmak zorunda bırakılmış yakınlarda! Bu bilgileri dünyanın en şöhretli jeologları arasında bulunan, Caltech profesörleri dostlarıma anlatınca inanamadılar. Ben izah ettim:
Yaya bölgesi nedir, nasıl olur, ya hiç görmemiş veya kırkından sonra bir yurtdışı ziyaretinde protokolde tesadüfen ancak görebilmiş, hiçbir ciddi tahsil yapamamış köylülere bir şehrin ve bir müzenin içinde bulunduğu alanın idaresini demokrasi adına teslim ederseniz, sonuç bu olur. O demokrasi demokrasilikten çıkar, Polibios’un tabiriyle ohlokrasi olur. Ama hayatında Polibios’u hiç duymamış kişilere gel de bunu anlat. Şu anda Türkiye’nin tüm sıkıntılarının tek bir sebebi vardır: Cehalet!
A. M. Celâl ŞENGÖR

Haberin Devamı


AÇIKLAMA

GAZİOSMANPAŞA Belediye Başkanlığı Vekili Av. Nihat İrican, 15.12.2014 tarihinde köşemizde ‘Okuyunuz’da yer alan “Gaziosmanpaşa Belediyesi, yeşil alan olarak kullanılması gereken arsaları TOKİ’ye sattı’ yazısına noter kanalıyla şu açıklamayı yaptı: “Gaziosmanpaşa İlçesi Küçükköy 3525 Ada 5 Parsel 05/10/2010 tasdik tarihli Gaziosmanpaşa 4. Bölge Gecekondu Önleme Bölgesine ilişkin 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planında Emsal: 2,50, H: serbest, Ticaret+Hizmet alanında kalmakta olup habere konu bu parselde mevcut imar fonksiyonuna uygun işlem yapılmıştır. İşlem, belediyemizin mevcut imar planına uygundur.”

Yazarın Tüm Yazıları