‘Beyaz Ev’ bir misafirhanedir

ABD Başkanları Beyaz Saray’a kira ödemez ama onun dışındaki her şey maaşlarından kesilir.

Haberin Devamı

Beyaz Saray, devletin ABD başkanı için tahsis ettiği misafirhanedir ve orada 4 ya da 8 yılını geçirmek zorunda olan her aile, kendilerinin ve kişisel misafirlerinin bütün masraflarını kendisi karşılamak durumundadır. Sadece resmi devlet konuklarının ağırlanma masrafını Amerikan vergi mükellefleri öder.
Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da bir ‘saray’ değil bir evdir. Amerikalılar buraya ‘saray’ demiyor zaten, o bizim yakıştırmamız. Washington DC’de ‘1600 Pennsylvania Avenue’ adresinde bulunan dünyanın bu en ünlü evinin adı Türkçeye yanlış şekilde ‘Beyaz Saray’ diye çevrilmiş olsa da aslında İngilizcedeki orijinal adı ‘White House’ yani ‘Beyaz Ev’dir. Ve ABD’ye devlet başkanı seçildi diye kimse, devletin parasını keyfince harcayamaz. Sadece bu ev içinde de değil, her yerde... Tatil masraflarını, hafta sonlarını geçirmek istediğinde Camp David’deki başkanlık dinlenme evinin hafta sonu masraflarını kendi cebinden karşılamak zorunda.
ABD başkanlık uçağına, devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile bindirecekse, kardeşi bile olsa, bir ticari yolcu uçağının ‘first class’ uçak bileti miktarınca devlete para ödemek zorundadır.
ABD başkanlarının maaşına en son 1999 yılında zam yapıldı. Buna göre ABD başkanının çıplak maaşı yıllık 400 bin dolar civarında. 50 bin dolar da görev tazminatı ödenir. Bu her iki ödeme de vergiye dahildir. Başkan bunların gelir vergisini ödemek zorunda. Bunların yanı sıra başkanın gezileri için, vergiden muaf yıllık 100 bin dolar harcırah ödenir. Ancak, Beyaz Saray faturasının yüksekliği göz önüne alındığında bir ABD başkanı, maaşının neredeyse tamamını aylık giderlerine harcar. Yani ayrıca bir serveti yoksa, Beyaz Saray’da ‘ucu ucuna’ yaşamak durumunda... Belki de bu yüzden Başkan Gerald Ford, Beyaz Evi, ‘Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu’ diye tanımlamıştı.
Beyaz Ev, kompleks bir yapıdır. Aynı anda hem bir konut hem bir müze ve hem de bir devlet dairesidir. Haftalık ortalama ziyaretçi sayısı 30 bindir. Başkanın penceresinin birkaç on metre uzağındaki bahçe demirliğinin önü ise ABD’nin en ünlü gösteri ve protesto yeridir.
Beyaz Ev, başkanlar için kalıcı bir ihtişam ve keyif sarayı değil, geçici bir barınma ve hizmet yeridir.
Mülk sahibi Amerikan halkı ve demokrasisidir. Bu gerçeği, bir hizmetçisi, Baba George Bush’un eşi Barbara Bush’a şöyle söyler bir gün: “Buraya her dört yılda bir başkanlar gelir gider... Biz kalıcıyız.”
(Cemal Tunçdemir’in yazısından özetlenmiştir.)

Haberin Devamı


Barış, her zaman barış

Haberin Devamı


HİTLER faşizminin 2. Dünya Savaşı’nı başlattığı gün olan 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarihle beraber ülkemizde ve bölgemizde yaşadığımız kanlı olaylar barışın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Hemen her gün şehit ve ölüm haberlerinin geldiği bu sevgisiz günler 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı son yıllarda olduğu gibi yine buruk geçirmemize neden olmuştur. Halbuki 30 Ağustos Zaferi tüm mazlum milletlere ilham kaynağı olmuş bir zaferdir.
Prof. Dr. Aytuğ ATICI


Kılıçdaroğlu Tunceli’den aday olmalıdır

CHP’nin Tunceli dışındaki tüm illerde merkez yoklaması ile milletvekili adaylarını saptayacağı söyleniyor. 2011’de CHP iki milletvekili kazanırken, 7 Haziran seçiminde Cumhuriyet tarihinde ilk kez Tunceli’den ‘sıfır’ çekti ve hiç milletvekili çıkaramadı. Kanımca 1 Kasım seçiminde, önseçim de bu defa çare olmayacak, Tunceli’de iki milletvekilliğini de yine HDP alacaktır. Bunun tek istisnası olabilir, o da Tunceli’den Kılıçdaroğlu’nun aday olmasıdır. Bu durumda, en az bir milletvekilliğini CHP kesin kazanır.
Peki Kılıçdaroğlu, garantili yer İzmir’i bırakıp Tunceli’den aday olur mu? Bence risk alıp olmalıdır. Liderlik risk almayı gerektirir. Kaldı ki, Tunceli Kılıçdaroğlu’nun memleketidir. Nasıl Davutoğlu memleketi Konya’dan, Bahçeli memleketi Osmaniye’den aday oluyorsa, Kılıçdaroğlu da Tunceli’den aday olmalıdır. Aksi halde “Ben Dersimli Kemal’im” söylemi de boşlukta kalır. Mehmet LOĞ

Haberin Devamı


Tümü Arapça eğitim olur mu?

MERSİN’de Dumlupınar Mahallesi-Mezitli arası 5 km mesafede Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde Suriyelilere ait Alandoluos, Al Rısala, Generation Future ve Iraklılara ait Irak Ninova Koleji bulunmaktadır. Mersin ve Türkiye genelini bilmiyorum. Tamamının eğitim-öğretimi Arapçadır. Burada eğitim alanların çoğunluğu asla dönmeyecekler. O zaman Arapça eğitim niye!? Bir tek Heybeliada Ruhban Okulu için tüm Avrupa’yı karşımıza niye aldık!?
Bu kadar Arap okulu güvenliğimize tehdit olmayacak da Heybeliada mı güvenliğimize tehdit, sorarım. Yıllarca Kürtçe ve Arapça niye yasaklandı.
Bir bilene soralım.
Adem BİLİR


CHP’de aday adayları

Haberin Devamı


BİLİŞİMCİ-Ekonomist Cem Haydar Bektaş diyor ki: “Eğer gerçekten emek en yüce değerse, gereği yapılmalı...”
CHP’de 9. sıradan 7 Haziran 2015 seçimlerine kontenjan ataması ile giren ihsan Özkes’in istifası ile boşalan yere dışarıdan atama yerine maddi-manevi emek vermiş on önseçim milletvekili adayının kaydırılması gerekir. Sayın Genel Başkanımızın takdiri ile örgütümüzün iradesinin taçlanmasını istiyor ve bekliyoruz.”
EMEKLİ yargıç Mithat Ali Kabaali, “23 yıl yargıçlıktan sona 2011’de CHP’ye katıldım, 2.5 yıl Sayın Kılıçdaroğlu’nun danışmanlığını yaptım. Türkiye ile hayallerim var. Hatay’dan adaylığımın değerlendirilmesini istiyorum.”

MHP kimin ‘babasının’ partisidir?

Haberin Devamı


TUĞRUL Türkeş’in ‘imtiyaz’ vurgusuyla söylediği “MHP babamın partisidir” sözünün, tarihi ve resmi dayanağı yoktur. Çünkü gerçekte MHP, CKMP’nin, yani Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin isim değişikliğiyle günümüzdeki devamıdır. CKMP ise Osman Bölükbaşı’nın partisidir. Bu yüzden bugün eğer “MHP babamın partisidir” diyebilecek gerçek ‘imtiyazlı’ kişi, olsa olsa ancak Deniz Bölükbaşı olabilir. (Not: Yönetimde imtiyaz içerikli saltanat, TBMM’nin 1 Kasım 1922 tarih ve 308 numaralı kararıyla kaldırılmıştır.)

Yazarın Tüm Yazıları