Holokost kurbanının Filistin davası

BUGÜNE kadar dünyada hakkında en çok tartışma çıkmış isimlerden biri oturuyor karşımda: Norman Finkelstein.

Haberin Devamı

Holokost kurbanının Filistin davası

Anne-babası Holokost’un (Yahudi Soykırımı) toplama kamplarından kaçarak kurtulmuş Amerikalı bir Yahudi. Ancak o yine de, İsrail’in dünyaca tanınan en sert muhalifi. Ve Filistin davasının en hararetli savunucusu. Bu yüzden “kendinden nefret eden Yahudi” diye yaftalanıyor. “Filistin davasının rock starı” da bir diğer lâkabı.
Finkelstein’ın “Holokost Endüstrisi” adlı kitabı tüm dünyada büyük infial yaratmıştı. İsrail’in katliamlarını meşrulaştırmak için Soykırım’ı mazeret olarak kullandığını yazdığı için. Hayatını anlatan “Amerikalı Radikal” filminin adı ise, tam isabet. Zira o, en radikal yolu seçmiş. Kendi sözleriyle: “Ne İsrail’in, ne de Filistin’in taraftarı. Sadece adaletin taraftarı.”

*

FINKELSTEIN, Tuti Kitap’tan çıkan son kitabı “Bu Kez Çok İleri Gittik”in tanıtımı için İstanbul’da. Tam da İsrail’de hükümetin düştüğü, Filistin-İsrail çatışmasının tavan yaptığı ve Avrupa ülkelerinin ardı ardına Filistin’i devlet olarak tanıdığı bugünlerde. Elbette kendisiyle tüm bunları konuşmadan olmaz.


‘Erdoğan’a çok saygı duyuyorum’

FInkelsteIn kitabında Mavi Marmara’ya ayrı bir başlık ayırmış. Türkiye’yi her açıdan haklı buluyor.
Peki Türkiye’nin İsrail politikasını nasıl değerlendiriyor? “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok küçük yaşlardan beri Filistinlilerle dayanışma içinde olduğunu biliyorum. Bence sözleri sadece politika ve popülizm adına değil. Sahici ve samimi” diyor.
Erdoğan’ın bu meselede çok olumlu rol üstlendiği görüşünde. “Mesela 2008-09’da Dökme Kurşun Operasyonu’nda ve 2012’de İsrail’in Savunma Sütunu Operasyonu’nun sınırlı kalmasında, çok etkili oldu. Bugüne kadar ilkeli duruşunu korudu. Ona çok saygı duyuyorum” diyor.
Peki İsrail’le ilişkileri düzelse, Türkiye İsrail-Filistin arasında daha önemli bir rol üstlenemez mi? “Hayır, çünkü İsrail sadece gücün dilinden anlar. Kaldı ki önce güçler dengesini değiştirmeden, diplomasi bir işe yaramaz.”
Peki bazılarının iddia ettiği gibi Erdoğan’ın kimi eleştirilerinin Yahudi aleyhtarlığına girdiğini düşünüyor mu? “Erdoğan’ın karşısında zaten kendini ‘Yahudi devleti’ olarak tanımlayan ve katliam yapan bir İsrail var. Onlar ‘Yahudiler bu şekilde davranır’ diyorsa, Erdoğan neden Yahudilerden hoşlanmasın, nefret etmesin ki?”
İsrail’de yaklaşan seçimlerden sonra daha ılımlı bir hükümet kurulmasını bekliyor mu? İsrailli siyasetçilerden ümidini tamamen kesmiş durumda.


‘3’üncü intifada olmaz’

FInkelsteIn, Filistin-İsrail meselesinin çözümü için bugüne kadar denenen tüm “barış süreçlerinin” aslında birer “ilhak süreci” olduğu görüşünde.
Ona göre çözümün iki ayağı var. Birincisi: Kitle hareketi. Yani intifada. “İntifada alttan başlayan, herkesin katıldığı bir bağımsızlık mücadelesidir. 1’nci intifada öyleydi. Ama 2’nci intifadaya ben intifada demiyorum. Çünkü Filistinliler sadece izlediler, parçası olmadılar” diyor.
Ve ekliyor: “Oysaki Filistinlilerde başka kimsede olmayan birşey var: Müthiç dirençli ve güçlü bir dayanışma.”
Peki 3’üncü bir intifada bekliyor mu? “Hayır, çünkü liderlik yok” diyor.


‘İsrail’i yok etmek isteyenlere karşıyım’

Ona göre çözümün 2’nci ayağı ise: Uluslararası toplumu harekete geçirmek. Ama İsrail’e destek çıkan bir ABD varken, uluslararası toplum ne kadar etkili olabilir?
ABD üzerindeki uluslararası baskıyı arttırmanın etkili olacağını düşünüyor. Özellikle Birleşmiş Milletler aracılığıyla. İngiltere, İrlanda, Fransa, İsveç, Portekiz ve İspanya’nın Filistin’i tanımasının da bu yönde bir momentum yarattığı görüşünde.
Peki 2005 yılında İsrail’e karşı oluşturulan küresel “Boykot, Tecrit ve Yaptırım Hareketi”ne neden destek vermedi? Yanıtını verirken, farkını ortaya koyuyor: “Ben daha da fazla boykotton, daha da fazla tecritten ve daha da fazla yaptırımdan yanayım. Ama diğer yandan, bu hareket İsrail’i yok etmek istiyor. Bu, ilkelerime aykırı. Sadece kendin için hak isteyemezsin. Hukuk herkes içindir.”

Yazarın Tüm Yazıları