Terörle mücadele

BAŞBAKAN ve hemen ertesi günü Cumhurbaşkanı terörle mücadele konusunda en azından nüanslı konuşmalar yaptı.

Haberin Devamı

3 Nisan’da Başbakan “PKK 2013 Mayıs’ına dönerse her şeyin konuşulabileceğini” söyledi. PKK’nın “tümüyle silahlarını terk edip sınır dışına çıkması” halinde “her şey konuşulabilir”di.

Cumhurbaşkanı ertesi günü şöyle konuştu:

“Ya teslim olup adaletin vereceği karara razı olacaklar ya da kıstırıldıkları deliklerde birer birer etkisiz hale getirilecektir!”

Cumhurbaşkanı “üçüncü yol kalmamıştır” diye de ekledi.

Başbakan’ın söylediği “üçüncü yol” niteliğindeydi. Dün Başbakan da Cumhurbaşkanı ile aynı yönde konuştu.


ÖNEMLİ NÜANS
Aralarında esaslı bir fark yok, ikisi de terörle kararlı mücadele vurgusu yapıyor. Ama nüans var ve bu nüans önemli.

Öteden beri terörle mücadeleyi desteklemek gerektiğini yazıyorum. Hatta iktidar çözüm sürecini “Ortadoğu’daki tek başarı hikâyesi” diye överken, PKK’nın silahlanmasına ve KCK’nın yol kontrolleri gibi ‘egemenlik uygulamaları’ yapmasına dikkat çekmiştim.

Bugün terör 1990’lardaki kırsal eylemlerinin ötesinde, kentlerde hendek ve barikatlarla kendine egemenlik alanları yaratmaya çalışırken devletin görüşme çağrısı yapması beklenemez.

Terörü eleştirmeyip devletin masaya oturmasını istemek ya saflık veya farklı bir siyasi niyet olsa gerek.

Fakat şunun da üzerinde önemle kafa yormak lazım: Teröristlere “ya hapishane ya ölüm” seçeneğinden başka bir yol bırakmamak terörle mücadeleyi kolaylaştırır mı, zorlaştırır mı?


SİYASİ VE PSİKOLOJİK BOYUT

Haberin Devamı


Terörle mücadelede operasyonlar kadar siyaset ve psikoloji de önemlidir. Otuz yılda 30 bin terörist öldürüldüğü halde terör yapılanmasını besleyen sosyolojik faktörün nasıl daraltılabileceği, ateşin nasıl düşürülebileceği konusunda da politikalar geliştirmek gerekir.

Bu tek başına refah beklentisiyle sağlanamıyor. Geçen on yılda Kürt kültür ve kimliğine dönük çok önemli açılımlar ve bölgede büyük yatırımlar yapıldığı halde terör potansiyeli daralmadı, hatta arttı. Çünkü terör ve dayandığı taban devletin kabul edemeyeceği ‘egemenlik coğrafyası’ istiyor. Bu noktada terörü motive eden çatışma hatta ölüm psikolojisini dağıtmaya yarayacak politikalara ihtiyaç var. Başka bir deyişle terörsüz siyaset yolu.

KCK’nın yayınlarını takip edenler, örgütün “gevşeme”den ne kadar korktuğunu görürler. Öcalan 2013 Nevruz’unda “silahlı mücadele bitti, siyasi mücadele dönemi başladı” dediğinde, bir süre sonra Kandil’den yapılan tepkili açıklamalar ve KCK kararları incelendiğinde bu gerçek görülür. Teröre karşı esaslı operasyonlar devam ederken, bu faktörü mutlaka dikkate almak gerekir.


TERÖRSÜZ YOL

Haberin Devamı


Evvela dağdaki ve şehirdeki militanlar ve aileleri tarafından “ya hapis ya ölüm”den başka bir yol daha olduğunun görülmesi bir tartışma başlatacaktır. En azından sempatizan kesim bu tartışmayı muhakkak yapacaktır.

Akademisyenler Vahap Coşkun ve Mehmet Yanmış’ın saha araştırmaları bu faktörün ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

IRA ve ETA örneklerinde de silah bırakma aşamasının öncesinde, örgüt içinde ve çevresinde buna eğilimli olanlarla terör fanatikleri arasında uzun süren tartışmalar yaşanmıştı.

Ayrıca böyle bir açıklama, devletin terörle mücadelesine uluslararası kamuoyunda daha bir destek sağlayacaktır. Bu bakımdan ben Davutoğlu’nun 3 Nisan konuşmasını böyle bir açıklamanın işareti sanarak olumlu karşılamıştım.

Türkiye’nin en zor ve sihirli reçetesi bulunmayan bu sorununa “Kim?” diye değil, terörün “Nasıl?” bitirileceği açısından bakmak gerekir.

Yazarın Tüm Yazıları