Çeşitlilik...

TARIK Akan’ın sinema sanatındaki yerini değerlendirebilecek bir sinema eleştirmeni değilim.

Haberin Devamı

 

Aldığı ödüller çok başarılı olduğunu gösteriyor. Bu alanda en yetkili isim şüphesiz Atilla Dorsay’dır. Dorsay, “100 Yılın 100 Türk Filmi” adlı kitabında Tarık Akan’ın “tamamen oynadığı filmlerin kalitesi nedeniyle o kitapçıkta o filmleriyle en çok yer alan erkek oyuncu olduğunu” söylüyor, nokta. 

 

Benim hayat hikâyemde iki Tarık Akan vardır, gençliğimizde hepimizin özendiği yakışıklı, romantik jön... Bir de solcu Tarık Akan.Nebil Özgentürk, merhum Tarık Akan’ın bu tarafını çok iyi anlattı: Salonların yakışıklı jönü; sonra “sokakların kara çocuğu yani devrimci”.

 

HERKES ‘BİZ’ OLURSA

 

Haberin Devamı

Tabii ben solcu değilim, hele de “devrimci” kavramına hayli mesafeliyimdir. Radikalizmin bıçakla ameliyat gibi bir şey olacağını düşünürüm çünkü.

 

Bu sebeplerle Tarık Akan’la hiçbir mekânda karşılaşmadım. Fakat şunu söyleyeceğim: İyi ki Türk sinemasının bir Tarık Akan’ı olmuş...

 

Sinemamızın, dolayısıyla kültürümüzün zenginleşmesine önemli katkıda bulunduğu için...

 

Hiçbir zaman silahlı şiddet eylemcisinden “devrimci kahraman” yaratmaya çalışmayan bir solcu olduğu için... 

 

Ve tabii sanatındaki başarısı için.

 

Bir düşünelim: Herkesin “biz” gibi düşündüğü, herkesin aynı ezberleri okuduğu, aynı şarkı ve türküleri söylediği, aynı idollerin, aynı kültlerin peşinden gittiği bir ülke ne kadar sıkıcı olurdu. Taşlaşıp kalırdı.

 

20. yüzyılı damgalamış böyle rejimler ve ideolojiler, sağcı olsun, solcu olsun çöküp gittiler.

 

ÇEŞİTLİLİK VE ÖZGÜRLÜK

 

Haberin Devamı

Onun için modern demokrasinin özgürlük tanımında “çeşitlilik” unsuru belirleyicidir. Çeşitlilik unsurunu içermeyen özgürlük tanımları özünde totaliterdir, “siz”lere düşmanlık vardır. Fransız Devrimi’nin  Robespierre’ini bir okuyun isterseniz.Liberal demokrasinin özgürlük tanımını ise tam kırk yıl önce Handyside davasında AİHM şöyle yapmıştır:

 

“Sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi.”

 

Çağımızda gelişmiş ülke olmanın tek yolu bu.Rahmetli Tarık Akan bir filminde ataerkil toprak ağasına karşı insan onurunu savunurken kendimi onun yanında hissederim. 1 Mayıs gösterilerinde ise hayır...

 

Haberin Devamı

Ama biliyorum ki sadece sinemamızın kalitesini yükseltmedi, solculuğuyla “çeşitliliğimizin” gelişmesine de önemli katkısı oldu.Çeşitliliğin gelişmesi özgürlüklerimizin teminatıdır.

 

İDEOLOJİK ŞABLONLAR

 

Toplumca henüz tam olarak öğrenip içimize sindiremediğimiz değer budur. “Bizim” İnanıp savunduğumuz doğruların kalite ve düzey kazanması için “siz”lerin farklı görüşlerine, gözümden kaçanları göstermenize, fikir sahasında rekabet etmenize ihtiyaç vardır!

İçe kapanma daima katılaşma ve yozlaşma getirir.

Muhafazakârlar bilhassa tarihteki İslam medeniyetinin gelişmesinde yabancı bilim ve felsefelerinin, mesela antik Yunan eserlerinin katkısını bir hatırlamalıdır. Devrimciler de devrime yol açan felsefelerin devrimci iktidarlarda nasıl klişeleştiğini görmelidir. Tarık Akan’a hak ettiği saygı vazifesini yaparken fazlaca ideolojik söylemlere başvuruldu. Tarık Akan “devrimci” olmasaydı önemsiz bir sanatçı mı olacaktı?

Muhafazakâr iktidara karşı olduğu için Tarık Akan’ı küçümseyenler de oldu. İdeolojiye bakarak sanatı küçümsemek doğru olabilir mi? Zaten sağda “dava”, solda “devrim” denilen ideolojik şablonlar yüzünden zihnimizde “sizin” özgürlüğünüzün alanı dar maalesef.

Yazarın Tüm Yazıları