Gazoz kapağının altındaki Ula

Benim çocukluğum Muğla’da geçti. Toprağı bol olsun, babamın görevi nedeniyle ilkokulu Muğla’da okudum. Her ne kadar orta öğretim için İzmir’e gelsem de ailem Muğla’da olduğu için bir yarım hep bu güzel kentte oldu.

Haberin Devamı

Benim çocukluğumda 60’lı yıllarda Marmaris şimdiki gibi beton ormanları değil, çam ormanlarıyla süslüydü. değildi. Hayatınızda görebileceğiniz en güzel deniz, çam ağaçlarıyla koylarda buluşurdu. Şimdi en fazla yarım saat olan Muğla–Marmaris arası o zamanlar sırat köprüsünden beter Sakar yolundan 2 saate yakın bir sürede alınırdı.

 

Marmaris’ten Muğla’ya dönerken ise araçlar tek şeritli bir yoldan uçakla gider gibi Gökova’yı aşağıda bırakarak ağır ağır deniz seviyesinden yüzlerce metre yükselirdi. Yol o kadar dardı ki, iki araç karşılaştığında yan yana geçemez, iniş yapan şarampole yatarak yukarı çıkan uçurum tarafındaki araca yol vermek zorunda kalırdı. Sakar dağı aşıldıktan sonra bu zorlu yolculuğun bitişini Ula tabelası müjdelerdi.

 

Haberin Devamı

Ula o zamanlar Ege’nin birçok yeri gibi sessiz sakin, kendiyle barışık bir ilçeydi. Aslında yakın yıllara kadar yoldan geçenlerin tabelasıyla varlığından haberdar oldukları Ula önce ‘Dondurmam Gaymak’, bugünlerde de ‘İftarlık Gazoz’ filmleriyle ilgi odağı olmuş durumda. Ama ilgi çekici olan filmden çok Ula halkının değme aktörlere taş çıkartırcasına her iki filmde de başrolü oynamaları.

 

Sinemada çığır açtı

 

Profesyonel oyuncu sayısının çok az olduğu bu filmlerle Ula ve Ula halkı Türk sinemasında yeni bir çığır açtı. Cem Yılmaz gibi profesyonel oyuncuların bile halkın oyun gücü içinde eriyip onlarla bütünleştiği ‘İftarlık Gazoz’ filmi Ula’yı sinemadan turizme her yönden başka bir noktaya taşımış durumda. Ulalı arkadaşlarım ‘Dordurmam Gaymak’ın ardından ‘İftarlık Gazoz’un gösterime girmesiyle büyük bir ilgi patlamasıyla karşı karşıya kaldıklarını söylüyorlar. Ev, arazi soranların sayısı hayli artmış.

 

Filmle ilgili bugüne kadar çok şey yazılıp çizildi, tekrar etmeme gerek yok. Ama ben bu ülkede yaşayan insanların en az yarısının bir zamanlar filmdeki Ula gibi olan Türkiye’yi özlediğine inanıyorum. Bu insanlar rant için değil, kalpten inandıkları için dinlerini seviyor ve saygı duyuyorlar. Ama dinlerinin hoşgörüsüne öyle güveniyorlar ki, Dünya Kupası final maçını kaçırmamak için teravi namazını ertelemesi imamla pazarlık bile yapabiliyorlar. Filmdeki kadar abartılı olmasa da çok değil, bir zamanların Türkiye’sinde din konusunda işte böyle bir hoşgörü iklimi vardı.
Din adına kafaların kesildiği, görülmemiş vahşetlerin yaşandığı bir dönemde ne kadar önemli mesajlar bunlar.
Gazoz kapağı deyip geçmeyin, altından neler çıkıyor.

Yazarın Tüm Yazıları