Onu tanıyanlar ve tanımayanlar

O sıradan biri değildi.

Haberin Devamı

Müzik ve sahne hayatımızın içinden, yetmiş-seksen yılda bir görülen “bir kuyrukluyıldız” gibi gelip geçmişti.
Onun rüzgâr gibi estiği zamanları bilmeyenler, iki gün önceki vefat haberiyle gazetelerin birinci sayfasında görünen Erol Büyükburç’u mutlaka Google’da tıklamışlardır.
“Bu adam kim ki Hürriyet ölümünü birinci sayfasından duyurdu” diye.
Ne var ki Google, onun hakkını veremez. Erol Büyükburç’u iyi bilen ve tanıyan birinin kaleminden okumak lazım.

* * *

Benim bildiğim, kısacık bir şey. Hasbelkader konser organizasyonu yaptığım ilk gençlik yıllarımda Erol Büyükburç ile tanışmıştım. Müzisyenliği hakkında konuşamayacak ölçüde müzik cahiliydim.
Ancak bildiğim başka bir şey vardı. Erol Büyükburç gösteri dünyasının “bilet sattıran” üç büyüğünden biriydi. Zeki Müren ve Neşe Karaböcek ile birlikte.
Erol Büyükburç pop tarzı yeni bir müzik yapıyordu, o yüzden Zeki Müren’in rakibi olmadı ama Sanat Güneşimiz, Neşe Hanım’dan çok çekti.
Koca Zeki Müren’in İzmir Fuarı’na gelirken programını Neşe Karaböcek’in programı ile çakıştırmamaya çalıştığını anlatırlar. Sırf “Daha az iş yaptı” demesinler diye.

Haberin Devamı

HER KONSERİ FUL ÇEKEN BİR ADAM

Erol Büyükburç’un rüzgârı ise özel konserlerde eserdi. Her konseri ful çekerdi. Geciken, sallanan bilet bulamazdı.
Lafı arada bir, onu en iyi tanıyanlardan birine, gazeteci Tevfik Yener’e bırakacağım. Bizim kuşağın Tevfik Ağabeyi, hem eski arkadaşı hem de gazeteci olarak onu en iyi tanıyıp izleyenlerden biriydi.
“İstanbul Aşk Ekmek Hayal” adlı kitabında, arkaya İstanbul panoramasını koyup, son altmış yılın magazin tarihini yazan Tevfik Yener’den söz ediyorum.
Enteresandır! İstanbul’u en güzel anlatanlar, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı bir yana bırakırsak, edebiyatçı bilinenlerden değil gazeteci bilinenlerden çıkmıştır.
İnanmayan İslam Çupi’nin 1995’te basılan “Hey Gidi İstanbul” ile “İstanbul Aşk Ekmek Hayal” adlı kitapları eline alsın.
Tevfik Ağabey, konser vermek üzere Büyükada’ya gelen Erol Büyükburç’un hayranları tarafından nasıl karşılandığını tatlı tatlı anlatır:

* * *

Haberin Devamı

“Ve nihayet motor gözüktü: Çığlıklar. Ardından beyaz smokin ceketiyle Erol. Haykıran, kriz geçiren kızlar.
Böyle manzaraları Beatles belgesellerinde gösteriyor televizyonlar.
1961 yılında Beatles yoktu. Erol
Büyükburç vardı. Kızların isterik bayılmaları ithal değildi. Made by Erol idi.”

ONLAR GİBİSİ BİR DAHA GELMEDİ

Daha on altı yaşındayken İsmet Sıral gibi bir müzik devinin orkestrasında solistlikle işe başlayan Erol Büyükburç, beş yıl sonra piyasadaki bütün rakiplerini silip atar. Kıvırcık siyah saçları, iri gözleri ile yakışıklı bir gençtir ve özellikle kızların sevgilisidir.
Anadolu’nun bugün “muhafazakâr” diye tanımlanan şehirlerinde, kızların onun için saç-baş yolduğunu, bazı özel eşyalarını sahneye fırlattıklarını görmüş bir kişiyim.
O dönemde Anadolu’nun pek çok şehrinde konser verecek bir salon yoktu. Şehrin en fazla koltuğu olan sineması o işi üstlenirdi.
Daha sonra, Demirel’in başbakanlığında, Anadolu illerine birbirinin aynı spor salonları yapıldı. En baba yiğidi iki bin beş yüz oturmalı seyirci alan bu salonlar bizim “zapt edilmez pop müziğimizin” er meydanları oldu.
Dönemin birinci gelen tanığı Tevfik Ağabey o yılları anlatırken “1956 ile 1970 arası yetişen şarkıcılar gibi güçlüleri asla gelmedi” der.
Erol Büyükburç öyle bir dönemin bileği bükülmez başpehlivanıydı.

* * *

Haberin Devamı

Hayatımıza sonradan giren ve adına televizyon denen bela, her şeyin olduğu gibi o güzelliklerin de üzerinden geçti.
Erol Büyükburç hayatlarımızdan ne zaman çıktı, ne zaman inzivaya çekildi anlamadık bile. Böyle aniden çekip gideceğini bilsek bir arar sorardık. Yapamadık.
Güle güle Erol Büyükburç. Bizlere yaşattığın güzellikler için binlerce teşekkür.

Yazarın Tüm Yazıları