Güle oynaya

BEŞİKTAŞ, Süper Lig’e çıktığından bu yana rakibini deplasmanda hiç yenememişti. Dün hem rotasyonlu kadrosuyla hem de yorgun görüntüsüyle tabiri caizse rakibini yürüyerek yendi. 

Haberin Devamı


İlk 8 dakikadaki iştahlı, istekli görüntüsüne de üç pozisyon sığdırdı. Bu üçünün de altında Talisca’nın imzası vardı. Bunlardan bir tanesini gol yaptı. O gol anından ilk yarının sonuna kadar baktığımız zaman, Beşiktaş’ın oyun olarak verimli bir dönem geçirdiğini söyleyemeyiz. 45+1’de Caner’in kullandığı frikikle ve Rodallega’nın ters kafa vuruşuyla gelen gol bizlere ikinci yarıda da uyutan bir futbol izleyeceğimizin mesajını verdi.

 

Tabii ki şunun altını çizmekte fayda var ikinci yarıdaki futbol, “2-0 öndeyim, hafta arası çok önemli bir maç oynayıp gelmişim, fiziksel olarak çok yıpranmışım ve dolayısıyla oyunda tempoyu düşürerek maçı bu şekilde bitiririm” anlayışının bir ürünüydü. Ve nitekim de Beşiktaş bunu başardı.

 

Haberin Devamı

TECRÜBE FAKTÖRÜ

 

BİREYSEL olarak baktığımızda göze batan Caner’in performansı Gökhan İnler’in çıkana kadar ki oyunu, biraz Talisca, biraz da ikinci yarı Quaresma. Diğer her oyuncu vasatın sınırlarını aşamadı. Ama buna rağmen Beşiktaş’ın 11’i tecrübe kokan bir ekipti ve bunu sahada çok iyi kullandılar.◊ Belki oyun olarak tatmin edici bir futbol ortaya konmasa da Beşiktaş ve özellikle Şenol Hoca için dün akşam en önemli şey üç puanla İstanbul’a dönülmesiydi. Ve derbi öncesi de puan kaybetmeden yola devam edilmesi.

 

GÜVEN VAR AMA...

 

FABRİCİO’nun dün verilen görevi bir iki pozisyon dışında yerine getirdiğini söyleyebilirim. Ama şunun altını çizmekte fayda var. Hala Beşiktaş kalesini koruyabileceği testlik bir maça çıkmadı. Fakat takım arkadaşlarının güvendiği bir isim olduğunu oyun esnasında fazlasıyla hissettirdi. 

Yazarın Tüm Yazıları