Canım babam!

Haberin Devamı

Öyle mutlu ol ki, geçmişimize bile ‘İyi ki’ diyelim

Toplumda kız çocuk büyütmenin daha zor olduğuna dair bir inanış vardır. Büyütmek demeyelim de aslında diğer erkeklerden korumanın zorluğu... Bunun üzerine binlerce şey yazılır aslında da neyse, bugün Babalar Günü. Babam bizi tek başına büyüttü, kendine özgü birtakım yöntemleri vardı



Canım babam


Komşulara nedense bizim giyim kuşamımız dert olmuştu. Kendi çocuklarıyla neredeyse aynı hizada giydiğimiz şortumuz bir anda mahallenin gündemine oturmuştu. Başımızda annemiz olmadığı için zaten mimliydik. Babam bizi iki-üç seneye kadar evlendirmezse yetişkinliğimiz büyük ihtimalle Çiğli pavyonlarında geçecekti. Komşu kadınlar meclisi bizim hakkımızda yargıyı vermişti bile. O saatten sonra ne yapsak olmayacaktı. Her hareketimiz gözlerine batıyor, her yaptığımız şeyden kötü anlamlar çıkarmak için uğraşıyorlardı. İşin en iğrenç tarafı da bunu bizim iyiliğimiz için yaptıklarını söylemeleriydi. Şimdi düşünüyorum da ne saçmaymış. 13-14 yaşında çocukların giydiği şeyden ne olacak?
Kadınlar antep- fıstığı gibi olmalı!
Yaz gelince ne yapacaksın, şort giyeceksin. İzmir’desin daha ötesi var mı? Üstelik herkes giyiyor. Bacaklarımızın farkında bile değiliz. Bir tek sorun var: Boyumuz attığı için mi kilo aldığımız için mi bilmiyorum; geçen sene giydiğimiz şortlar o sene baya kısa durmaya başladı. Yine de yılmadık. Giymeye devam ettik. Babamı sanırım uyardılar, çünkü hayatta üstümüzdekilere laf söylediğini görmemişimdir. Geldi bizle bir konuşma yaptı. Sakin sakin kadınların antep fıstığı gibi olmasını; işte çerez tabağında en çok onların sevildiğini. Beyaz leblebileri kimsenin yemediğini falan anlattı. Yemin ederim, tek kelimesini anlamadık. Evdeki kuruyemişleri bitirdik diye mi bu konuşmayı yaptı falan diye düşündük.

Haberin Devamı


Baba ben kanser oldum!

Haberin Devamı


Tabii biz yine şortlarımızı giymeye devam ettik. Komşu kadınların uyarılarına bakacak olsaydık, babamın bizi banyoya zincirle bağlaması gerekiyordu çünkü. Ardından bi akşam babam yine çekti bizi yanına. Bu kez kadınların mücevher gibi olduğunu, işte mücevherlerin en değerli kaplarda saklanması gerektiğini anlattı. Yine anlamadık. Bize regl gününü anlattığı zaman da anlamamıştık. Ruh dalgalanmaları, bedenin artık kendini bulması gibi garip şeyler söylemişti. Asıl en önemli şeyi söylememişti. O büyük gün geldiğinde, elimde telefon yere yatmıştım, “Baba ben kanser oldum, sanırım ölüyorum” diye ağlayarak aradığım zaman, işyerinde olan bütün kadınlarla tek tek konuşturmuştu. Yaklaşık beş saat süren telefon konuşmalarının sonunda, bir kadın doğumcu kadar bilgiye sahiptim.

Haberin Devamı

Babam ve kalpli boxer’ı

Babam, bu şiirsel imaları, Kuran kursu hocası gibi konuşmaları fayda etmeyince olayı kendi yöntemleriyle çözmeye karar verdi. Bir akşam bütün site bahçede oturuyoruz. Kızlı erkekli baya kalabalığız. Yakan top mu ne oynayacaksak, sıralama falan yapıyoruz oturduğumuz yerden. Sonra gruptan bir kıkırtılar gelmeye başladı. “Oha adama bak!” falan sesleri yükseliyor. Arkamı bir döndüm, babam! Kalpli boxer’ıyla karşımızda. Kardeşimle gözlerimizi delice açıp apartmana bir koşuşumuz var. “Bizi rezil ettin!” diye ağlayarak. “Yaa işte, benim hissettiğim duyguyu anladınız. Bundan sonra giymezsiniz don gibi şeylerinizi” dedi. Bu sayede şort boylarımız biraz daha uzadı.
Babalar Günün kutlu olsun, benim hayatım, canım, beni ben yapan adam. Çok mutlu ol, öyle mutlu ol ki geçmişimize bile “İyi ki” diyelim.
Sizin de Babalar Gününüz kutlu olsun, bugün içi acıyanlar. “Ah be, başımda olsaydı!” diyenler. Annesine, kardeşlerine küçücük yaşta baba olmak zorunda kalan abiler. Âşık olduğu her adamda terk eden babasını bulmaya çalışan kızlar. “Ben asla babam gibi olmayacağım” diye yeminler eden adamlar. Bugünü duayla geçirenler. O eksikliği kalbinin en gizli kalmış yerinde saklayanlar. Ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yatakhanesinde tavanı izleyen çocuklar. En çok sizin gününüz olsun.

Yazarın Tüm Yazıları