Aşk bir akıl hastalığı

Anne baba tıp doktoru, o da sinema televizyon dalında doktorasını vermeye hazırlanıyor. Efsane internet sitesi Lostlibrary’nin kurucusu. Fantastik romanını bitirmek üzere. Ama onu hepimiz “Medcezir”de Yaman’ın abisi Kenan olarak tanıdık. Ali Aksöz’le Bodrum’da buluştuk, birlikte yüzdük, dünyaya bakışını, yazarlığını ve oyunculuğu konuştuk.

Haberin Devamı

* Yaz aylarını Bodrum’da anne ve babanla bu sakin koyda geçiriyorsun. Nasıl başladı bu Bodrum sevdası?

- 10 seneden fazla olmuştur. Gündüz kitap okuyorum, akşamları bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

* Gece de denize giriyor musun?

- Giriyorum. Yıldızların altında yüzmek güzel bir his. Daha keyifli, daha sakin. Düşünceden düşünceye atlıyorsun.

* Annen, baban doktor. Doktor bir ailede tek çocuk olmak nasıl?

- Harika, süper.

* Neden tek çocuksun?


- Öyle tercih ettim (gülüyor). Yok ya, o fikri kafamda tartabilecek noktaya geldiğimde bizimkiler zaten ikinci çocuk olayının ötesine geçmişlerdi. Aslında abim olsun isterdim küçük yaşlarda. Ama şimdi memnunum.

* Zor değil mi tek çocuk olmak?


- Çok zor değil. Güzel tarafları var. Aile içinde kardeşler arasında yaşanan çekişme yok, gerçi insanlar ilerleyen dönemlerde bu çekişmeden de faydalanıyorlar. Ama ben yoksunluğunu hissetmedim. Biz üç kişilik bir takım gibiydik. Tatile bile beraber geliyoruz, iyi anlaşıyoruz.

Haberin Devamı

Aşk bir akıl hastalığı

DOKTOR OLMAM İÇİN MAHALLE BASKISI VARDI

* Sana “doktor ol” diye baskı yaptılar mı?


- Hem de mahalle baskısı vardı. Herkes annem babam doktor diye “Ee, sende doktor olursun artık” derdi. Çünkü, doktor olsaydım bizimkiler benim dilimden daha çok anlayacaktı, benim hayatımın daha içinde olacaklardı. Ben de istiyordum, hatta iyi bir doktor olacağımı düşünüyordum ama matematik çıktı karşıma. Sevmiyoruz birbirimizi, anlaşamıyoruz.

* Küçükken ne olmak istiyordun?

- Astronot. Küçük yaşlardan beri başka gezegenlere gitmek istiyorum.

* Şimdi bulundu uygun bir gezegen, takip ediyorsundur. Ne düşünüyorsun bu konuda?

- Zaten bulunmaması imkansız. Bu kadar akıl almaz büyüklükte bir alanda sadece biz varsak, çok büyük bir alan boşa gitti demektir.

* Gidip orada yaşamak ister misin?

- Bir süre için evet.

* Neler alırsın yanına?

- Kahve, bol bol kitap. Zeytinyağı götürmek lazım, hap falan yenmez şimdi orada (gülüyor). Birkaç tane iyi anlaştığın insan da iyi olur.

* Kimler mesela?


- Annem gelir de babam gelmez. Yol gözünde büyür. İyi anlaştığım arkadaşlarımı alırım.

* Arkadaşlarını nasıl seçiyorsun? Kimlerle anlaşabiliyorsun?

- Ben yaşına göre iletişim kurmuyorum karşımdakiyle. Yaşama bakış açısı, olaylara yaklaşma biçimi, genel kültürü... Teknolojinin gelişme ve adapte olma hızı o kadar arttı ki çocuklar bugün çok ileride. Ciddi bir kültür çatışması var.

* Kendi çocukluğunla karşılaştırdığında?

- Biz o yaşlarda mahalle savaşı falan yapardık. Şimdi 12 yaşında zehir gibiler. Ama duygusal gelişimlerini tamamlamadıkları için kimi zaman o zeka biraz tuhaf ve ürkütücü durabiliyor.

* Lisede ince, uzun boylu ve gözlüklü bir çocukmuşsun. Gözlerin mi düzeldi, lens mi takıyorsun?

- Lens takıyorum. Ben kendimi bildim bileli kitap okurdum, böcekleri familyalarına göre ayırmaya çalışırdım falan... Yaşıtlarımsa babalarının arabasını kaçırırdı
.
KADINLAR SAĞ OLSUNLAR BENİ SEVİYORLAR

* Karşı cinsle ilişkilerin nasıldı o dönemlerde? Böcekleri familyalarına ayırmaya çalışan bir genç olarak dengeleri nasıl kurdun?


- Böyle anlatınca insanlar akademik kariyer yaptığımı, hep evde oturduğumu sanıyorlar ama geceleri çıkmayı, eğlenmeyi severim. Kadınları seviyorum, onlar da sağ olsunlar beni seviyorlar.

* Kaç yaşından beri yakışıklılığınla dikkat çekiyorsun?

- Lisede çok peşimde gezmezlerdi, gözlükler vardı çünkü... Beni üniversitede keşfettiler, o sayede ben de cazibemi keşfettim.

Haberin Devamı

Aşk bir akıl hastalığı

* İlk aşk?

- Anaokulundayken “bu benim karım” diye eve bir kız getirmişim (gülüyor). Hatırladığım ilk ciddi aşk ise lisedeydi.

* Nasıl biri oluyorsun aşıkken?

- Sürprizleri, şaşırtmayı, oyun oynamayı, çılgınlıkları seviyorum.

* En uzun ilişkin?

- Üç sene.

* “Aşk tam bir akıl hastalığı” demişsin. Ne demek o?

- Kendini yetiştiriyorsun, prensipler ediniyorsun. Sonra karşına biri çıkıyor ve “yapmam” dediğin şeyleri yapmaya başlıyorsun. Bu açıdan bir akıl hastalığı bence, insanın dengesini tamamen bozuyor çünkü.

* Baba olma dürtüsü ne durumda?

- Çocuk istiyorum ama ilerde. çocukluğumdan beri çok hayvan besledim, vahşi doğa konularında aktivist oldum. Belki de içimdeki babalık duygusunu buna yönelttim.

* Hayvanın var mı?

- Kedim var, 13 yaşında.

* Kedigillere özel bir ilgin var sanki.

- Kedigiller evrimini neredeyse kusursuz tamamlamış, beni çok etkileyen canlılar. Dokuzuncu kattan düşüyor bir şey olmuyor, gece görebiliyor, esnek ve çevik bir yapıları var. Kedileri ve karıncaları evrimsel süreç ve sonuç açısından takdir ediyorum.

AKTÖR OLMADAN ÖNCE AGRESİFTİM

* “Eskiden kavgacıydım” demişsin. Ne kadar eskiden?


- Aktör olmadan önce. Törpüledim biraz mecburen. Söz dalaşı bile yapmamaya çalışıyorum artık. E keskin sirke de küpüne zarar.

* Nelere sinirlenirsin?

- Trafikte resmen metamorfoz geçiriyorum. Trafik magandalarına çok sinirleniyorum. Bir de trafikte kısılı kalma hissi ve çaresizlik, agresifliği daha da tetikliyor. O yüzden artık pek araba kullanmamaya çalışıyorum. Eskiden delikanlı kavgaları olurdu, sonra el sıkışırdın, bir bira ısmarlardın, devam ederdin hayatına. Hatta o sayede bazen çok iyi arkadaşlıklar doğardı. Şimdi öyle bir şey yok. Kerizlik yapmanın alemi de yok. Yutkunursun, yola devam edersin. Mecbursun yani. O konuda akıllandım.

SAĞLIKSIZ CİNSEL HAYAT ÖFKEDEN FARKLI SAYILMAZ

* Sözlükte çok meşhursun, Ningauble adını nereden buldun?


- İnternete girdiğim 1997’den beri kullandığım isim. Fritz Leiber’in yarattığı bir karakter. 7 gözlü, insanüstü güçlere sahip, Mars’tan gelen, her şeyi bilen, her şeyi gören bir büyücü.

* Bir seferinde sözlükte “Git seks yap, sağlıklı bir cinsel yaşantın olsun, öyle gel” demişsin.

- Demişimdir. Olmadığına ve bundan faydalanacağına inanıyorsam.

* Gerçekten sağlıklı seks insanı değiştiriyor mu?

- Tabii, insanın içinde bir cinsel enerji var, bunu bir şekilde dışarıya atman lazım. Doğru, sağlıklı bir şekilde atamıyorsan, sen sağlığından oluyorsun. Öfkeden çok da farklı sayılmaz o bağlamda.

* Lostlibrary’nin kurucususun. Açıldığı zaman gençler arasında efsaneydi, şimdi ne var orada?

- Orada artık bir şey yok, anılardan başka. İlk 1998’de çıktı, çok da meşhur oldu. Lisedeydik. Yazın bir arkadaşımla Kırklareli’nde yazı dolduracak bir şeyler arıyorduk. Bana “Bir internet sitesi alalım, konuşmalarımızı falan yazalım” dedi. O zamanlar internet çok yeniydi, Kültür Bakanlığı’nın sitesi yoktu. Ben de “Bir site kuralım, bizim gibi gençler, ihtiyacı olanlar hem birbirlerine hem bilgiye ulaşabilsinler” dedim, öyle başladık.

* Ne tür bilgi?

- Fantastik kurgu, bilim kurgu, korku edebiyatı, mitoloji, çizgi roman, edebiyat ve sinema... 2004’te kapandı ne yazık ki, içeriği de kaybettik. Benim tek pişmanlığım bununla ilgili. O zamanlar para karşılığı teknik becerisi yüksek olan bir arkadaşla anlaşıp iki üç senelik o süreci atlatsaydık iyi olurdu. Hâlâ sosyal medyada “Abi biz seni oyuncu ya da yazar olarak değil, Lostlibrary’nin yayın yönetmeni Ningauble olarak hatırlıyoruz” diyenler var.

Haberin Devamı

Aşk bir akıl hastalığı

HÜLYA AVŞAR’INKİ GÜZEL BİR JESTTİ

* Oyunculuğa nasıl geçtin?

- Burhan Öçal babamın çocukluk arkadaşı. O sinema yapmak istedi, “Bir film yaz, oynayalım” dedi. “Tamam” dedim.

* Senaryo yazarlığı nasıl başladı?

- New York Film Akademisi’nde senaryo yazarlığı okudum. Amerika dönüşü Beykent Üniversitesi’ne sinema televizyon doktorası için başvuruda bulundum, kabul edildim. Şimdi tez aşamasındayım. Ocak ayına kadar tezi verip “Doktor” titrimi almayı planlıyorum.

* Neyse... Burhan Öçal diyorduk?


- Evet, Burhan Abi “Bir film yapalım” dedi. Güzel bir hikaye yazdım, götürdüm. O sırada “Yakın bir arkadaşımın ajansı var, oraya kaydettirelim seni” dedi, kaydoldum. Derken “Galip Derviş”in bir bölümü için teklif geldi. Sonrasında da “Medcezir” oldu.

* Mutlu musun? Benim işim buymuş diyor musun?

- Mutluyum, şu anda benim işim bu, zevk alarak yapıyorum.

* Hülya Avşar seni öve öve bitiremedi. Sözleri sana yaradı mı?

- Tabii onun gibi bir duayen tarafından övülmek çok gurur verici. Güzel bir jestti. Rahmetli Arda Uskan ve Hülya Avşar, ben daha çok başlardayken hakkımda çok müspet şeyler söylediler, bunları hiç unutamam.

* Tanışıyor muydunuz seni övdüğünde?

- Tanışmıyorduk, diziyi izleyip söylemiş. Ben sonra teşekkür etmek için aradım, öyle tanıştık. Takdir ederim kendisini.

* Kendine iyi baktığın belli, neler yapıyorsun?


- Düzenli spor yapıyorum. Gece kuşuyum aslında, eskiden sabah 05.00’ten erken yatmazdım. Şimdi hem iş açısından hem de sağlıklı kalabilmek için bunu 02.00 ile sınırladım.

* Nasıl besleniyorsun?


- Zeytinyağlı yemekler yiyorum daha çok. Haftada bir gün kırmızı et, iki gün balık... Süt yerine badem veya Hindistan cevizi sütü tercih ederim. Sabahları iyi kahvaltı ederim. Her gün bir litre limonlu su içerim.

* En güçlü yönün?

- Zekama güvenirim.

* En zayıf yanın?

- Uykuya olan düşkünlüğüm (gülüyor).

* Kahramanın kim?

- Birden fazla. Annem, babam, Atatürk, Türkan Saylan. Çocukluğumuzun aksiyon kahramanı Arnie var bir de (gülüyor).

Haberin Devamı

YENİ KİTABI BU YIL BİTİRMEK İSTİYORUM

* Kitabın ne durumda, sonuna geldin mi?

- Bu yıl bitirmek istiyorum. Bir dönem hikayesi olarak da kurgulayabilirim, zamansız bir hikaye olarak da. Onun kararını vermeye çalışıyorum.

* Senin yazılarını okumak isteyenler nereden bulabilir?

- Bir sürü dergide yazdım. Ama dergilerin o sayılarına ulaşamazlar. Bir süredir eski yazılarımı ningauble.wordpress.com’a koyuyorum. Orada okumaktan hoşlandığım romanları paylaştığım bir liste de var, çünkü sık sık soruyorlar “ne okuyayım?” diye.

* Şu anda ne okuyorsun?

- Robert Jordan’ın “Zaman Çarkı” serisini ikinci kez okuyorum. Yedinci kitaptayım.

* Niye ikinci defa okuma gereği duydun?

- Beğeniyorum. Yeni fantastik romanları çok beğenmiyorum çünkü, çok politize ve seksistler.

* Seksist derken?


- Ya çok erkek şoven ya çok kadın şoven. İki taraflı da hoşuma gitmiyor. Ortası olmalı, kadın erkek bir arada çalışmanın yolunu bulmalı. Sonuçta erkek olarak kadını ezmek de, kadın olarak erkeği ezmek de kolaya kaçmak. Biz çoğu ülkeden çok daha önce kadınlara seçme seçilme hakkı vermişiz. Ama şu anki halimize bak. Hâlâ sokakta karısını öldürüyor adamlar.

Yazarın Tüm Yazıları