Niltemenni

Bilmem hiç rast geldiniz mi?

Haberin Devamı

Ben burada yazdığım iki yazıyı, şarkılı okudum, video yaptım.
Biri ‘Gençliğime Sevgilerimle’, diğeri de ‘Meğer ben Aziz Arifmişim...’
İki sevdiğim şeyi yapıştırmış oldum birbirine. Yazı ve müzik. Tam şarkı da değil, tam yazı okuma da değil, rap değil, başka bir şey.
Sanki tam benlik bir şey buldum, hem carcar konuşuyorum, hem de istediğimde şarkı söylüyorum.
Mesela okuyorum okuyorum... Sonra birden karşıma ‘hayalini kendinden saklamasın’ diye bir cümle geliyor.
Bu cümle okunmamalı, melodili söylenmeli diyorum, onu şarkı gibi söylüyorum sonra yazı devam ediyor.
Birine masal anlatıyormuşsunuz da, arada müzikal gibi şarkıya geçiyormuşsunuz gibi düşünün.
Şimdi işte bunların üçüncüsü geliyor: ‘Niltemenni’ koyduk adına.
Yeni yıla, yenilenmeye, umutlanmaya, güzel dileklere ihtiyacımız vardı.
Benim de ‘Nil duası’ diye, her yıl sonu yazdığım bir yazım vardı. Oturduk onu müzikli video yaptık bu sefer.
Ne zaman, böyle bir hayalle bir masadan kalksam, artık o andan itibaren hayatın içinde bir parantez açılıyor.
İçimdeki hayalleri gerçekleştirme cemiyeti çalışmaya başlıyor.
Sabahları başka uyanıyorum. Sihirli ayakkabılarım oluyor, yatağın hemen yanında.
Ayağıma geçiveriyorlar. Beni oradan oraya götürmeye başlıyorlar.
Konuşmalı şarkıyı Sertaç Özgümüş’ün stüdyosuna bırakıyorum, başlıyor ritimleri, enstrümanları eklemeye...
Işıklı bir ağaç olayım bu sefer videoda diyoruz...
Aslı Filinta’yla Mahizer Aytaş başlıyor beni ağaçlandırmaya, ışıklandırmaya...
Aslı ve Mahizer’le ikinci buluşmam bu. Üçümüzün de küçük çocukları var.
Ortada bir laptop, yere çöküyoruz. Aslı’nın Tola içeride uyuyor, Mahizer’in Leyla yerlerde geziniyor, Aziz Arif de yanımızda araba sürüyor.
Huysuzlanmıyorlar hiç. Sakin çocuklar. Biliyorlar annelerinin bir işler peşinde olduğunu.
Onlar etraftayken bir şey yapmak daha eğlenceli oluyor.
Sanki onlar gezinirken daha cesur oluyoruz ve daha oyunbaz. Sanki üç ilham perisi uçuşuyor tepemizde.
Bu sefer bir kapris yaptım, görüntü yönetmenimiz Michel olsun dedim.
Michel’le daha önce, ‘Bizi Anlatsam’ şarkısının klibinde çalışmıştım ve çok beğenmiştim yaptığını.
Michel, ağaç olmuş Nil’in ışığını yaptı. ‘Bu benim yeni yıl yorumum’ dedi yaptığı ışığa.
Soğuk dev bir stüdyoda, ağaç olmuş, ışıkları yanmış, bir pikabın üzerinde dönerek şarkı söylüyordum.
Daha önceki iki videoyu da çeken, canım Serdar’ım yönetmenimdi.
Aziz Arif ‘anne bi da!’ diye bağırıyordu, ben ışıklı bir ağaç olmuş, şarkı söyleyerek bir pikabın üzerinde dönüyordum.
Bu bir masaldı. Hayatı masal yapmak için, demek bazen birazcık çalışmak lazımdı.
Kollarımı ağaç gibi kaldırıp, kameraya bakarak diliyordum: Şu hayatta nolur kimse ‘hayalini kendinden saklamasın...’
Herkesin neşesi bol olsun, ‘içinde bir şey durup durup zıplasın!’ diyordum.
Bunları yaparken içim zıplıyordu benim. Ruhum trambolinde. Havalanıp havalanıp iniyordu.
Hayalleri gerçekleştirirken geçilen, o ışıklı tünelden geçiyordum. Sizinle şarkılı konuşmak için yapıyordum bunu. Yazıya sesimi koyuyordum, yazıya müziği...
Çekim uzadı, Aziz Arif’in uykusu geldi.
Zaten her şey yeterince sürrealdi ve bu da onu yormuştu.
Çekim aralarında, ağaç halimle ona sarılıyordum.
Dallarımda kuş var mı diye bakıyorduk.
Anne ağaç oldu diyordum, olmasın demiyordu. Demek ağaç da olsam, bana sarılacak beni sevecek... Ama bakalım sözümü dinleyecek mi...
Gitmesi gerekiyordu. Yere çöktüm: Aziz Arif’im gitmen iyi olur senin. Benim burada biraz daha işim var dedim.... Ben bir ağaçtım, beni dinlemesi gerekiyordu.
‘Niltemenni’ videosu, yakında sizinle.
Şimdiden diliyorum: yeni yılınız pırıl pırıl yansın.

Haberin Devamı

Niltemenni

 

 

Yazarın Tüm Yazıları