Mezhep çatışması mı, rejim savaşı mı?

Haberleri okuyunca Suudi Arabistan ve İran’ın mezhep ayrılığı nedeniyle çatışma noktasına geldiğini düşünebiliriz. Ki bu da tümüyle yanlış sayılmaz. Ama mesele bundan “bir parça” daha karmaşık!

Haberin Devamı

MEZHEP FİKRİ VE KILICIN GÜCÜ

 

Suudi devletinin kurucu ‘kılıç gücü’, ideolojik olarak Vehhabiliğe dayanır. Vehhabilik, 18’inci yüzyılda, Arabistan’ın merkezindeki çöl bölgesinde ortaya çıkan, katı kuralcı bir din yorumu. Pek çok kişiye göre başlı başına bir mezhep.

 

O yıllarda Vehhabilerin belirlediği çerçeveye uymayanlar, yani geleneksel Sünnîler (dönemin Mekke-Medine yöneticileri ve halkı), Şiîler vd. birbiri ardına “kafir” ilan edildiler. Özellikle Şiîlerle olan husumet sözde kalmadı ve çok kanlı sonuçları oldu. Vehhabiliğin kılıçlı bayraktarı Suudi ailesi, 1926’da ülkede hakimiyeti tam anlamıyla ele geçirdi ve 1932’de krallık ilan edildi.

 

Haberin Devamı

KRALLARIN REJİMİ

 

Ne var ki aynı dönemde bu “mezhep ve kılıç” ittifakı sarsılmaya başladı. Suudiler, Vehhabilerin taviz vermeyen liderlerini denetim altına aldılar. Ayrıca katı “cihat” düsturuna karşın, “kafir” Batı’yla çok yakın ilişkiler kurdular. Yani siyasetin pratiği, bir bakıma mezhep teorisinin önüne geçti.

 

Mezhepçilik, zamanla siyasi etkisini kaybederek rejimin iç ve dış propaganda aracına dönüştü. Bu duruma tepki gösteren gençler, ‘yoldan çıkan’ Suudi rejimini Vehhabi “fabrika ayarlarına döndürmek” amacıyla, 1979’da isyana kalkıştılar.

 

ŞİÎ CUMHURİYET?

 

Aynı yıl içinde, Suudi Arabistan’ı sarsan bir diğer gelişme şahın devrilip İran İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasıydı. Bu, krallığa karşı “İslam cumhuriyeti” fikrinin yayılması açısından bir tehditti. Ayrıca Suudi Arabistan’da Şiî bir azınlık da vardı. Nüfusun yarıya yakınını Şiîlerin oluşturduğu Ahsa bölgesi (Doğu Eyaleti), petrol üretiminin önemli bölümünü sağlasa da Şiîler gelirlerden yeterli pay alamıyordu. İran’daki devrim, Arabistan’daki bu sıkıntılı kitleyi hızla harekete geçirdi ve Suudi otoritesine karşı örgütlü bir ayaklanma başladı.

 

Haberin Devamı

DÜŞMAN KARDEŞLER DEVLETE KARŞI

 

Suudi Arabistan, tarihinin en garip çelişkisiyle karşı karşıyaydı. Mekke’de Vehhabiler yönetimi öz değerlerinden uzaklaşmakla suçlarken, aynı günlerde Şiîler yönetimi gerekli reformları yapmamakla suçluyordu! Üstelik iki grup ideolojik olarak birbirine karşıydı. Suudi yönetimi her iki ayaklanmayı da bastırdı. Hem Mekke’deki Harem-i Şerif işgali, hem Şiîlerin Muharrem Ayaklanması başarısız oldu.

 

YERİNDE SAYMAK

 

Bugün de El Kaide benzeri örgütler Suudi yönetimini ‘yoldan çıkmak’la suçluyor. Şiî azınlık ise taleplerinin hâlâ karşılanmadığı düşüncesinde. Suudi yönetiminin endişesi de aynı: Rejimi korumak. Nitekim son idamlar, krallığı Arap Baharı’nın ‘zararlı etkilerinden’ korumaya yönelik “Demir Yumruk” kararına dayanıyor. Arap Baharı demişken… Mısır’daki Müslüman Kardeşler, 1952 yılında olduğu gibi yine Suudi Arabistan’ın istenmeyenler listesinde.

 

Haberin Devamı

İran açısından da çok fazla şey değişmiş değil. Devrimini özellikle Şiî coğrafyasına ihraç etme hedefi, 37 yıl sonra yine aynı. Tahran’daki Suudi büyükelçisinin konutuna bombalı saldırıdan, 1988’de kesilen diplomatik ilişkilere kadar tarihi benzerlikler listesine girebilecek daha nice malzeme var.

 

Görünen o ki, ister Şiî, ister Sünnî, ister Vehhabi… Müslüman Ortadoğu ülkeleri, rejimlerinin ‘üst sürümlerine’ kendi iradeleriyle geçmedikçe; tarihi anlaşmazlıklara çözüm üretmedikçe benzer olayları tekrar yaşamak şaşırtıcı olmayacak.

Yazarın Tüm Yazıları