Kolay yoldan ekonomik büyüme

HEMEN her gün birden fazla talan haberi alıyoruz. Bunlardan biri var ki, dikkatinizi çekmek isterim.

Haberin Devamı

İki hafta evvel ormanlarımızı enerji üretim santralları, petrol-doğalgaz boru hattı ve arama tesislerine açan yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı.
Bu yönetmeliğin yeniden düzenlenmesinin üzerinden daha 4 yıl bile geçmeden tekrar düzenlenmesinin gerekçesi nedir, hangi ormancılık bilgi ve deneyimleriyle hazırlandı, merak konusu.

*

2007, 2010, 2011 ve 2014’te Orman Kanunu’nda ve yönetmeliklerde birçok değişiklik yapıldı. “Bu kadar sık değişiklik yapılması normal mi” diye soracaksınız...
40 yıla yakın süredir ormancılık ekonomisi ve politikası alanlarında araştırma yapan orman mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar bu soruya birkaç soruyla yanıt veriyor:
Önceki düzenlemelerde vahim hatalar mı var?
Ülkesel ya da bölgesel düzlemde kısa aralıklarla bu denli kapsamlı değişiklikleri zorunlu kılabilecek ekolojik, ekonomik, toplumsal, kültürel değişiklikler mi gündeme geldi?
Siyasal iktidarın yandaş bellediği kişilerin ve kuruluşların projelerine yapacakları ‘özel’ uygulamalar için hukuksal dayanaklar mı hazırlanıyor?
Yoksa söz konusu değişiklikleri hazırlayan ya da onaylayanlar kendilerine verilen işleri hakkıyla yapabilecek bilgi ve beceriden yoksunlar mı?
Bu arada, bu tür düzenlemelerin çoğunun yüksek yargı tarafından yürürlükten kaldırıldığını veya yürütmesinin durdurulduğunu da belirtelim.

*

Haberin Devamı

Başta doğal varlıklar olmak üzere kamusal zenginliklerin özelleştirilmesi kapitalist sermaye birikiminin yaşamsal önemdeki araçlarından biri.
AKP 2000’lerin başından beri gerçekleştirdiğini öne sürdüğü ekonomik büyümenin kaynağını büyük ölçüde bu kolay yolla sağladı.
İnşaat, turizm, madencilik, ulaşım, enerji gibi doğal varlık ve süreç temelli yatırımların öne çıkarılması sürecinde verimli tarım arazilerinin yanı sıra ‘devlet ormanı’ sayılan araziler ile meralar, kıyılar, yaylalar, ekonomik getirisi yüksek bozkırlar, akarsular, biyolojik çeşitlilik, korunan alanlar gibi kamusal varlıkların, dahası doğal süreç ve oluşumların ticarileştirilip özelleştirilmesine yönelik akıl almaz düzenleme ve uygulamalar yapıldı.
Siyasal iktidar bu kolaylığı öylesine benimsedi ki, özel hukuksal düzenlemelerle koruma altına alınmış doğal, tarihsel ve kültürel zenginlikleri bile sermaye birikimine açtı. En son, Enerji Bakanlığı’nın “Zorunlu olmadıkça koruma alanlarının sınırları genişletilmemeli” açıklaması da bu gerçeği ortaya koyuyor.

*

Haberin Devamı

AKP kamu çalışanlarının ideolojisini büyük ölçüde dönüştürdü. Artık kamu yöneticilerinin iki temel görevi var.
Birincisi, İslami değer yargıları ve kuralların yaşamın her alanında düzenleyici olmasını sağlamak.
İkincisi, kapıkulu konumundaki kamu çalışanlarının öncelikle yandaş egemen sınıfların egemenliğini pekiştirecek yönetsel, teknik ve hukuksal düzenleme ile uygulamaları yapması.
Öyle ki, insan hakları gibi evrensel temelleri olan doğal varlık ve süreçlerin sürdürülmesi, kamusal yararı artıracak biçimde yönetilmesi artık kamu yönetiminin gereği olmaktan çıktı.
Tabii ki hukuksal savaşım gerekli, savsaklanmamalı.
Ama ‘kiminle dans edildiği’ de unutulmamalı.

Yazarın Tüm Yazıları