Vitrinde olmak yetiyor!

Sosyal medyayı yoğun olarak kullanan insanların profillerine bakınca inanılmaz renkli, havalı ve eğlenceli bir hayat görüyorsunuz. Fakat hayatlarına şahit olunca ortaya çıkıyor ki...

Haberin Devamı

Gerçekte yaşanan hayat pek de öyle değil.
Sözüm meclisten dışarı; sahiden eğlenceli hayatlar yaşayan sosyal medya fenomenleri, dolu dolu iş yapan donanımlı bloggerler var elbette. Onlar bir kenara...
Diğerlerine baktığınızda, hepsi harika vakit geçiriyor, nefis yerlere gidiyor ve çok eğleniyorlar. Fakat gittikleri o nefis yerleri, nefis doğayı, insanın gözünü kör edecek kadar güzel şehirleri gerçekten görüyorlar mı? Tadını çıkarıyor, keyfine varıyorlar mı?
İşte o konuda pek emin değilim.
Mesela, nefis bir yerde, nefis bir kafede oturuyorlar... Hava mis, etraf cıvıl cıvıl. Güneş tatlı tatlı ısıtıyor, insanlar gülüyor. Etrafta insanın estetik duygusunu okşayan yapılar, ruhuna işleyen büyüleyici bir doğa var...
Fakat onlar bunu görmüyor, göremiyor...
Bu güzel ortamın fotoğrafını çekip paylaşıyor, ardından telefonlarından bir dakika dahi kaldırmıyorlar kafalarını.
Veya bir konsere gidiyorlar, fakat iki saat boyunca sahneye değil, telefonlarına bakıyorlar...
Konser kaçsa da “konserdeydim” fotoğrafı paylaşıldığı ve vaziyet bildirimi yapıldığı için sahnede olup bitenin bir önemi yok.
Onlar telefonlarının ekranlarına bakar, “like” sayarken hayat kayıp gidiyor... Esas orada olan kaçıyor, bir daha tekrarlanmamak üzere... Fakat onlara o anın fotoğrafını çekmiş olmak yetiyor. Anın tadını çıkarmak zorunda değiller.
O anın fotoğrafına gelecek like daha önemli...
Görüyorsunuz ki, esas mesele halihazırda sahip olunan o hayatı, o hayat biçimini paylaşmak değil. Gerçek güzel anları bir saniye dünya gözüyle gördükten ve fotoğrafını/videosunu çektikten sonra hemen sosyal medya hesaplarına neden gömülsün yoksa insan...
Böyle, omuzlarını sarsarak kafalarını telefondan kaldırmak ve gördüğünüz o güzelliği işaret ederek “Yalvarırım bak şuna, bu anı yaşa” diye sarsmak istiyorsunuz...
Sonra anlıyorsunuz ki tamamen mesele “Güzel bir vitrin”.
Dükkanın içinde ürün var mı, bakın işte o bir soru işareti.

Haberin Devamı

Göstermek için “an” yaratmak

Meğer mesele harika geçirdiği bir anı, çok eğlendiği bir ortamı paylaşmak değilmiş, paylaşmak için ortam, an yaratmakmış...
Meğer mesele “Çok eğlenmek” değilmiş, “Çok eğleniyoruz” pozu vermekmiş...
Tadına varmak, keyfini çıkarmak için değil, fotoğrafını çekip paylaşmak için kahvaltı masaları, seyahat malzemeleri düzmekmiş...
Güzel bir görüntüyü, güzel bir ana, eğlenceli bir durumu paylaşmak değil, paylaşmak için böyle anlar “zorlamak”...
Niye?
Övülme, sevilme, alkışlanma, “like”lanma duygusu güzel ama bu duygunun peşinde, olmayan bir durumun vitrinini düzmeye çalışmanın anlamı nedir?
Sahtecilikle iş yapmak gibi geliyor kulağa... Gösterdikleri şekilde yaşamıyorlar ki!
Ne diyelim... “Göstermeye kıyamayacağınız” kadar güzel bir hafta sonu olsun...

 

Yazarın Tüm Yazıları