Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek ister

Haberin Devamı

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanlık Divanı oluşturulmadan önce Başbakanlık için görevlendirme yaparak koalisyon pazarlıklarına zaman kazandıracağına ilişkin haberleri şöyle yanıtladı:
“Affedersiniz, sağıra hakaret etmek istemiyorum ama duymaz uydurur, bunların yaptığı bu. Böyle bir düşüncem yok.”
Cumhurbaşkanı’nın aklında böyle bir düşüncenin olmaması normal, çünkü aslına bakarsanız Cumhurbaşkanı’nın en son isteyeceği şey “işleyen” bir koalisyon hükümetidir.
Onun için koalisyon görüşmelerine zaman kazandırmak gibi bir derdi de olamaz zaten.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek istediği şey, ülkeyi kendi bildiği gibi yönetmektir.
“Türk tipi başkanlık sistemi” bunun için icat edildi, meydanlarda bunun için mitingler yapıldı, geçen Meclis’teki sivil anayasa çalışmaları bunun için tıkandı.
Ve artık onu gayet iyi tanıyoruz, kafasına koyduğu bir şeyi gerçekleştirmek için sonuna kadar zorlayacak, ısrarcı olacak.
Bunu “hemen seçim” ile gerçekleştiremeyeceğini elbette kendisi de biliyor.
Onun için en ideali iyi yürümeyecek bir koalisyon hükümetinin kurulması.
Bunu sağlamak için elinde Anayasa’dan kaynağını alan birçok silah da var.
Koalisyon ortaklarının atamalarını engellemekten tutun da, koalisyonun yürürlüğe koymak isteyeceği kanunları veto etmeye varana kadar birçok silah!
Türkiye’yi böyle “yönetemeyen” bir koalisyon hükümetiyle baş başa bırakacak ve sonunda koalisyon kendiliğinden dağılacak.
İşte tam da o anda bir erken seçim sürecine gireceğimizi göreceğiz.
Meydanlara yeniden çıkacak, “İşte görüyorsunuz bu sistemde koalisyonlar Türkiye’nin önünü tıkadı, bana yetki verin, bu sorunu çözeyim” diye aklındakini erken seçim ile gerçekleştirmenin yollarını arayacak.
Ölümü gören millet, sıtmaya razı olacak” diye düşünecek.

Haberin Devamı


Kılıçdaroğlu’nun siyasi geleceği


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, MHP Genel Başkanı’na yaptığı “Başbakanlık” teklifi, Devlet Bahçeli’den hak ettiği karşılığı buldu.
Verilen yanıtların en hafifi “Ciddiye alınacak yanı yok” oldu!
Kılıçdaroğlu’nun görmek istemediği şey, üç muhalefet partisinin bir araya gelerek bir hükümet kuramayacağı.
Bu eşyanın tabiatına aykırı.
HDP ya da MHP’nin CHP’li bir azınlık hükümetine dışarıdan destek vermesi de bu partilerin tabanlarında ciddi sorunlar yaratır, Kılıçdaroğlu bunu da görmek istemiyor.
CHP liderinin görmek istemediği bir şey de AKP’siz bir hükümetin, Erdoğan tarafından nasıl bloke edileceği.
Böyle bir hükümet ne müsteşar atayabilir, ne genel müdür.
Üçlü kararname gereken her atama Beştepe’de kalır. Erdoğan, devletteki AKP kadrolarını korumak için elinden geleni ardına koymaz.
Ama Kılıçdaroğlu’nun bir açmazı daha var ki o da partisindeki kendi konumu.
Dört milyon yeni seçmenin olduğu bir seçime girdi ve oyları artmadığı gibi azaldı.
Bu başarısızlığı örtecek tek şey CHP’nin bir hükümete ortak olabilmesi.
Ancak böyle bir durumda Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatı uzayabilir.
Onun için koalisyon hükümeti kurmaya hevesli, bunun için koalisyon ortağı olmak istediği küçük partiye Başbakanlığı bile önerebiliyor.
Seçim sonuçları gösterdi ki CHP’nin ciddi bir yenilenmeye, yeni bir programa ve yeni yüzlere ihtiyacı var.
Bugünkü parlamentoya bakan herkesin görebileceği gerçek ise bir yıl içinde bir erken seçimin kaçınılmazlığı.
CHP, boş işlerle vakit kaybetmek yerine, enerjisini o erken seçime yönelik olarak yenilenmeye harcasa, çok daha doğru bir iş yapmış olur.

Haberin Devamı

Hâlâ gerçeğe uyanamadılar

AKP’nin Suriye politikası, Tel Abyad’ın IŞİD’den temizlenmesi ile birlikte bir kez daha duvara tosladı.
Ama öyle görünüyor ki bizimkiler kendilerini hâlâ Suriye’nin Başbakanı, Dışişleri Bakanı gibi görmeye devam ediyor!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin desteğiyle, IŞİD’i Tel Abyad’dan kovmasını şöyle değerlendirdi:
“Suriye’de sadece bir gruba destek verilirken diğer tüm grupların tasfiyesi amaçlanıyor. Biz bu oyuna izin vermeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı’nın “diğer tüm gruplar” diye tanımladığı güçlerin ağırlığını İslamcı gruplar oluşturuyor. El Kaide, El Nusra vs.
Özgür Suriye Ordusu’nun bileşenleri içinde de İslamcı gruplar var ve bunların bir günde El Nusra’ya ya da IŞİD’e katılmasını kimse yadırgamaz.
ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin en son isteyeceği şey de kuşkusuz ki bu İslamcı grupların Suriye’de güç ve alan kazanması.
“Eğit–donat” projesinin bir türlü hayata geçirilememesinin nedeni de esasen bu endişe.
Ve Erdoğan, şimdi alenen bu grupların koruyuculuğuna soyunuyor.
İstiyor ki yaptığı “Suriye’de Esad hemen yıkılacak” yanlış hesabı nedeniyle büyümesine neden olduğu aşırı İslamcı güçler varlıklarını korusunlar.
Rüya görüyor tabii.
“Biz bu oyuna izin vermeyeceğiz” demeyi de ihmal etmiyor.
Nasıl izin vermeyecek, gerçekten merak ediyorum.
Türkiye’yi Suriye içsavaşının bir tarafı haline mi getirecek? Koalisyon güçlerinin esasen yok etmek istediği El Kaide’ye, El Nusra’ya destek mi olacak?

Yazarın Tüm Yazıları