Erdoğan’ın yüzünü görmek isterdim

DOĞRUSUNU isterseniz dün akşam seçim sonuçları açıklanmaya başladıktan sonra olmak istediğim tek yer Cumhurbaşkanı’nın sonuçları izlediği yerdi.

Haberin Devamı

Orada olmak isterdim çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın yüz ifadesini görmek isterdim.
Bu seçimin en önemli kaybedeni Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değil.
Ve siyasi hayatı boyunca ilk kez bir seçim kaybediyor.
Tarafsızlık yemini edip ama bu yeminini hiç hatırlamayıp, AKP için oy istemeye meydanlara çıkan kendisi.
Bütün ülkeyi iki kampa bölüp kendi kafasındaki ajandayı uygulamak için Anayasa’yı fütursuzca çiğneyen de ondan başkası değil.
Ve dün itibariyle başkanlık sistemi rüyası da böylece sona ermiş oluyor.
Türkiye’de seçmenin otoriter gidişten hiç hoşlanmadığını anlayarak kendisine yeni bir yol çizer mi?
Hiç zannetmiyorum.
Çünkü maruz kaldığı güç zehirlenmesi, ülkenin gerçeklerini, seçmenin mesajını algılamasının önünde bir engel.
Onu bu rüyasından uyandıracak ve Cumhurbaşkanlığı makamını yeniden anayasal sınırları içine çekebilecek güç AKP’den başkası da değil.
AKP’nin bunu başarabilip başaramaması, bu partinin siyaset hayatımızdaki geleceğini de yakından ilgilendirecek.

Haberin Devamı


Siyaset mühendisliği bu ülkede olmuyor

TARİHİ geri almak elbette mümkün değil ama bir an için Cumhurbaşkanı seçimi gecesine gitmek ve düşünmek, AKP’liler için yararlı olabilir.
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildiği gece, Anayasa’yı çiğnemeyip istifa etseydi, kendi istediği adamı seçtirmek için partiyi bizzat kongreye götürmeseydi ne olurdu?
Büyük olasılıkla partinin başına Abdullah Gül geçerdi.
AKP’lilerin şimdi bunu düşünmesi gerekiyor: Parti, Davutoğlu yerine Gül ile seçime gitseydi, sonuç böyle mi olurdu?
Türkiye, daha önce de bu tür siyaset mühendisliği denemelerini yaşadı ve buna kalkışanlar her zaman hayal kırıklığına uğradılar.
Erdoğan, kendi başkanlık ve tek adamlık hayalleri için bir siyaset mühendisliği denemesine girişti ve kaybetti.
AKP, artık külahı önüne koyup yeniden düşünmek zorunda.
Erdoğan’ın tek adamlık hayallerinin peşine takılıp tarihe mi karışacak, yoksa Türkiye’de seçmenin aslında kavgadan hiç hoşlanmadığını anlayıp gerçek bir merkez partisine mi dönüşecek?

Haberin Devamı


Erken seçimi zorlamak isteyecektir

NORMAL bir ülkede yaşıyor olsaydık, AKP, bir önceki seçime göre milletvekili ve oy kaybetmiş de olsa, bu seçimin galibi sayılırdı.
Seçmenin daha büyük çoğunluğunun teveccühünü kazandı, birinci parti oldu ama sorun şu ki tek başına bir hükümet kurabilecek çoğunluğa da ulaşamadı.
Normal bir demokraside, böyle durumlarda koalisyon ya da azınlık hükümeti kurulur.
Uzlaşmak iyidir, seçmen de zaten böyle bir şeyi bekliyor.
Ama AKP açısından “uzlaşma”ya engel bir figür var, o da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Çünkü o biliyor ki bir koalisyon hükümetinde artık eskisi gibi “İcranın başı benim” deme olanağına sahip olamayacak.
Anayasal sınırları içine çekilmek zorunda kalacak.
Bu durumda Cumhurbaşkanı, hükümetin kurulmamasını ve bir erken seçime gidilmesini zorlayabilir.
Çünkü karakteri icabı, böyle bir yenilgiyi kabullenmesi mümkün değil.
Eğer böyle bir zorlama içine girip bir hükümetin kurulmasını önleyecek şekilde davranacak olursa, ekim ayında bir seçime daha gideceğiz.
Siyasi falcılık yapmak her zaman yanıltıcı olabilir ama o vakit AKP’nin seçmenin karşısına çıkıp “Beni birinci parti yaptınız ama ben hükümeti kuramadım, kusura bakmayın” sözlerini nasıl söyleyebileceğini ve
halkın buna nasıl tepki vereceğini gerçekten merak ediyorum.

Haberin Devamı


Kazanan çok kaybeden bir kişi

RECEP Tayyip Erdoğan: Kaybetti. Türkiye’de seçmenin onun tek adam yönetimi heveslerinden hoşlanmadığı ve buna geçit vermeyeceği ortaya çıktı.
Ahmet Davutoğlu: Tek başına bir hükümet kurmaya yetmese de seçmenin çoğunluğunun oyunu alabildi, birinci parti olarak seçimden çıktı.
Gerçi Erdoğan şimdi kendi kaybının acısını ondan çıkarmak isteyecektir ama sayılar ortada, Davutoğlu, en çok oyu alan lider oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu: Aslına bakarsanız ana muhalefet olarak seçime giren bir partinin, son seçimden yine ana muhalefet partisi olarak çıkması bir yenilgi sayılmalı. Oyu azalmış, milletvekili kaybetmiş ama hiç kuşku duymayın ki Kılıçdaroğlu, bu seçimin galibinin aslında kendisi olduğunu söylemesine yarayacak birçok istatistik bulabilecektir.
Devlet Bahçeli: Bir önceki genel seçime göre oylarını yüzde 4 gibi arttırmış bulunuyor. Evet, tek başına iktidar olamadı ama önünde bir koalisyona ortak olmak fırsatı var ve kuşkusuz ki o da seçimi nasıl kazandığını anlatmasına olanak verecek istatistikler bulabilir.
Selahattin Demirtaş: Bu seçimi kazanan tek siyasetçi aslında Demirtaş. Demokratik hiçbir ülkede bulunmayan bir seçim barajını aşabildi. Kendisine verilen “ödünç oyların” anlamını tam olarak değerlendirebilirse, Türkiye siyasetinde daha uzun yıllar Demirtaş’tan söz ediyor olacağız.

Yazarın Tüm Yazıları