Tekamül eden nefs çok nefis bir şey olur

Cemalnur Sargut Hoca’yla sohbetimizin bugün üçüncü ve son bölümü... Hepinize tekrar hayırlı Ramazanlar...

Haberin Devamı

* Hocam şu nefs dediğimiz şey biraz egoyu andırıyor değil mi?
- Nefsin birinci derecesine ego denir. Tekamül edince de çok nefis bir şey olur (gülüyor). Nefs bu aleme tekamül etmeye gelmiştir ve dişiliği temsil eder. Akıl da bu aleme nefsi tekamül ettirmek için gelmiştir ve erkeği temsil eder. Nefsin hakikati ruhtur, aklın hakikati de külli akıldır. Mevlana nefsin ego hali için ne der bilir misin? “Koruk üzüme benzer, ağzına alınca çıkarıp atarsın!” Çok güzel
değil mi?

* Gerçekten de öyleymiş. Peki bu durumda her insanın hem dişi, hem de erkek yanı mı var?
- Tabii ki cinsellik anlamında değil ama Kuran’ı Kerim’de anladığımız manada herkesin içinde dişilik ve erkeklik var. Dişidir çünkü nefsi hakimdir; egoludur, öfkeli, sinirli ve kızgındır. Erkeklikte ise cüzi akıl yani cehalet galiptir. Bu ikisinin tekamül etmesi gerekir. Adem der ki “Ben nefsime zulüm ettim.” Zulüm bir şeyi yerli yerine koymamak demektir. Nefse her istediğini verirsen nefse zulmetmiş olursun.

* O yüzden mi her geçen gün daha fazla şeye sahip olmamıza rağmen daha da mutsuz ve umutsuzuz?
- Ne güzel söyledin oğlum! Hatırlar mısın, 2000 yılına girerken “Büyük bir değişim olacak”, “Kıyamet kopacak” gibi şeyler konuşuluyordu. Aslında bütün bu cümlelerde bir iç mana var. Fiziksel olarak da ispatlandığı gibi dünyada muazzam bir hız artışı görülüyor. Hız artınca da merkezkaç ve merkezcil kuvvetler ortaya çıkar. İman merkezcildir ve seni tutup umutsuzluğunu engeller. Ama herhangi bir şeye inanmıyorsan merkezkaç ile dışarıya atılırsın. Çünkü umutsuz insan yaşayamaz. Dünyada olsa bile aslında cehennemin içindedir.

BİZ PEYGAMBERİMİZİN KADINA VERDİĞİ DEĞERİ ANLAYAMADIK

* Peki günah mıdır umutsuz olmak?
- Çok günahtır. Peygamber umutsuzluk taşıyan isimleri bile değiştirmiştir. Düşün o kadar istenilmez İslam’da. Çünkü “Dinimiz iki kanat üzerindedir” diyor Kuran; “Ümit ve korku”. Korku dediği de ya sevdiğimi kırıp üzersem korkusu... Ama ona bile ümit var, “O beni gene de affeder” diye düşünüyorsun. Anlatabiliyor muyum?

* Endonezya’nın Banda Açe kentinde kadınların alışveriş merkezlerine gitmelerine ve erkek akrabaları olmadan sokağa çıkmalarına saat 11’den sonra yasak konmuş. Suudi Arabistan’da ise araba bile kullanamıyorlar. Dinimizde gerçekten kadınları bu kadar kısıtlayan bir ortam var mı?
- Katiyen yok! Bunların hepsi geleneklerle alakalıdır. Dinimiz asla kadını kısıtlamaz. Peygamberimiz Hz. Hatice’nin çalışmasını, ticaret yapmasını desteklemiştir. Hz. Ayşe ile deve yarışına katılmıştır. “Fıkıh Hz. Ayşe ile gelişti” demiştir. Hz. Fatma da bir mürşittir. İster kabul etsinler, ister etmesinler. Peygamber diyor ki “Geldiğinde ayağa kalktığım tek kişi ve benim aynadaki aksim gibidir Fatma”... Mesela Hz. Ali “Ne zaman ben şehit olacağım?” dediğinde Hz. Peygamber “Kadir Suresi’ne bak, orada yazıyor şehadet günün.
Fatma’ya sor” diyor. Buradan da anlaşılıyor ki kadınlar her zaman çok yüce ve yüksektir ama biz Peygamber’in kadına verdiği değeri anlamadık. Peygamber’in eleştirdiği nefsani kadınlardır. “Nefsani olmayın” diyor.

* Onlar kadın değil dişiler mi yani?
- Aynen, dişilerdir onlar... Yoksa Peygamber kadınlara çok hürmet eder. Dadısı öldüğünde önce mezarı kazıp kendisi içine girer ki, yabancılık hissetmesin orada. Başka hangi dinde “Cennet annelerin ayakları altındadır” gibi bir hadis vardır? Kimin cennete gideceği belli değilken, ananın mutlaka gideceğini söyleyen başka bir hadis yok!

Tekamül eden nefs çok nefis bir şey olur

ERKEĞİN TEKAMÜL ETMEMİŞ HALİ “EBU CEHİL”DİR!

* Peki ya onlara kötü davranan erkekler?

- Of of of diyorum sana! Mevlana “Mahluk değil, Halik’tir kadın” diyor ve ekliyor: “Ancak kamil erkektir ki kadına güzel davranır, hayvan meşrepliler kadına kötü davranır.” Halbuki İbn-i Arabi’nin dediği gibi “Zaten her şey dişidir, çünkü sen maneviyat ektin, biterse ancak dişiye ektiğin zaman biter. Onun için, her şey dişidir.” Kenan Rifai Hazretleri de konuyu “Kadında Allah’ın en ince perdeden görüntüsü olduğu için erkek kadına ihtiyaç duyar. Çünkü erkek, kendindeki Allah’ı göremez. Ancak o ince perdede bir kadının aynasından onu görerek Allah’a ulaşacak” diye anlatır. Erkeğin de tekamül etmemiş haline ebu-cehil yani cehalet ehli diyoruz. Hatta çok sevdiğim Hintli filozof Hace Hord bu yüzden “Kadın evliya oldu mu erkeği kat kat geçer” der.

* Malezya’da halkın kutsal saydığı dağa çıplak çıkan dört turist yargılanıp tutuklandı. Hatta bu yüzden yanardağın kızıp hareketlendiği bile söyleniyor. İslam’da böyle bir şey olabilir mi? Buna nasıl inanıyorlar gerçekten?
- Malezya dünyanın en güzel ülkelerinden biri olmasına rağmen kalıpların içinde sıkışmış bir şeriat anlayışı var. Halbuki manaya doğru ilerlemek lazım. Yoksa sadece Kuran’ın şeklinde kalırız. Mevlana’ya demişler ki, “Efendim, bu adam Kuran’ı çok iyi biliyor. Bakın bir kelime söyleyin, hangi ayetler var söylesin”... Mevlana da “Aa cevizleri saymayı ne güzel öğrenmiş. Bir gün kırar da yer inşallah” demiş. Bunun farkına varılırsa kimse Müslümanlık adı altında o adamları yakmaya cesaret edemez. Çünkü o zaman adam öldürmenin en büyük günah olduğunu bilirler.

Haberin Devamı

BÜTÜN YENİLGİLERİMİZDE NEFS KAZANIR

Haberin Devamı

* Dün bahsettiğiniz gibi meseleyi din kisvesine sokup kendi nefislerinin peşinden de gitmezler değil mi?
- Aslında cihat sadece nefsinle savaş demektir. Ancak bir insan nefsiyle çok iyi savaştığı ve adam olduğu zaman cihat yapabilir. Mevlana, Emir Pervane’ye şöyle diyor: “Sen İslam adına cihat yapmaya kalktın. Fakat nefsin adına yaptığın için yenildin. Eğer gerçekten İslam adına yapsaydın mutlaka yenerdin.” Demek ki bütün yenilgilerimizde nefsimizin kazandığını unutmamalıyız!

* İslam dininde resim ve heykele karşı bir hassasiyet olduğunu biliyoruz. Ama zamanımızda bir de sosyal medya gerçeği var. Endonezyalı bir din adamı “selfie” çekmenin ve yemek fotoğrafları paylaşmanın haram olduğunu söylemiş.
- Bu kadar cahilce bir yorum olamaz! Önemli olan Peygamber’in söylediği gibi kalbin içine put ve resim koymamak... Bundan yıllar önce annemin kitaplarını da yayınlayan bir Kadiri Şeyhi’nin evini polis basıp, resim var diye yakmaya çalışmış.
O da polise “Çıkar cüzdanını göğsünden” demiş. İçinde resim taşıdığını görünce de “Sen göğsünün üstünde taşıyorsun, ben hiç olmazsa duvarıma asıyorum” diye cevap vermiş. Ben sadece neye karşıyım biliyor musun?

* Instagram’da yemek paylaşmaya mı?

- (Gülüyor) Fakirin yiyemeyeceği şeyi özendirmemeye dikkat etmek lazım. Bu yüzden eskiden herkesin önünde yemek yenilmezdi. Ben aslında sadece Peygamber’in resminin gösterilmesini istemem. Onu rüyamda gördüğüm gibi hayal etmek isterim. Benim Peygamberim öyledir çünkü, seninki de senin rüyalarındaki gibi...
Birisi onu bir tek şekle sokarsa, “Aa bu benim Peygamberim değil” dersin. Peygamber’in yüzü olmaz. Keşke Hz. İsa’nın da resmini yapmasalardı, benim kalbimde bambaşka bir İsa var.
Güzel mi o da güzel, ama benimki çok daha güzel! Onun dışında, fotoğraf çekilmesi ya da paylaşılmasında bir sorun görmüyorum.
Allah bir makineyi icat ettirdiyse ve onu da olumsuz kullanmıyorsak, yani halka zarar vermiyorsak, o zaman o makine bizim için yapılmış demektir. Onu da sonuna kadar kullanırız.

Yazarın Tüm Yazıları