Lego yapıp yapboz oynayan her çocuk başbakan olabilir!

Şöyle bir etrafımıza bakalım... Genci, yaşlısı; çalışanı, işsizi; kadını, erkeği herkesin üzerine çökmüş bir mutsuzluk hali var. Meryem Uzerli’nin ‘tükenmişlik sendromu’ bir salgın gibi bütün memlekete yayılmış sanki. Peki nedir bizi, özellikle de gençleri bu kadar mutsuz yapan şey? Hayatımıza bu kadar ‘keşke’ ne zaman girdi? İşte bu sorulara cevap veren bir kitap elime geçti; adı “Keşke Deme”. Yazarı Tülay Demir Oktay ile buluşup hem kitabını, hem de üzerimize sinen bu gri mutsuzluğun nedenini konuştuk...

Haberin Devamı

Bir anda “Yetenek Avcısı” olarak çıktınız karşımıza. Yetenekleri ‘avlayabileceğinizi’ nasıl anladınız?
- Öncelikle şunu söyleyeyim, bir anda olmadı. Ben Hollanda doğumlu, Avrupa’daki üçüncü kuşak Türk çocuğuyum. Eğitimimi Marnix Akademi Pedagojik Bilimler Bölümü’nde tamamlayıp ‘Öz Yetenekler ve Eğitim Uzmanı’ oldum.

Yani “Elimde kapı gibi diplomam var” diyorsunuz...

- (Gülüyor) Ardından da çoklu zeka, yetenek analizi ve farklı ülkelerin eğitim sistemleri üzerinde çalıştım. Kesin dönüş yapınca Hollanda’da kurduğum My Core Talents şirketimi, Türkiye’de Yetenek Avcısı markası adı altında değiştirerek yoluma devam ettim.

Şirketin adını anladım da tam olarak ne yapıyorsunuz biraz da ondan bahsetseniz...

- Türkiye’de olmayan bir yetenek analizinin uygulayıcısıyım. Birebir mülakatlarla kişinin genlerinde doğuştan sahip olduğu ‘Öz Yetenek’lerini ortaya çıkarıp, hangi alanda başarılı olabileceğini raporluyoruz. Aslında bu birçok değerlendirmenin karması... Öğrenme modelinden zeka yapısına hatta karakterine kadar elde edilen verileri harmanlayıp “Bu çocuğa nasıl yol gösterirsek bütün potansiyelini ortaya çıkarabilir” diye bakıyoruz.

Sadece çocuklara mı yapılabiliyor?

- Kesinlikle hayır; 4-5 yaşından büyük herkese uygulanabilir. Her ne kadar lise ve üniversite seçimi sürecinde çok tercih edilse de, meslek değişimleri konusunda da başarılı bir yol haritası sunuyor.

Haberin Devamı

Lego yapıp yapboz oynayan her çocuk başbakan olabilir

YARAMAZ ÇOCUKLAR EMİR ALTINDA ÇALIŞAMAZ


Haydi gelin benim çocukluğuma dönelim; acayip yaramazmışım. O yıllarda annemle babam sizi tanımış olsaydı, benim geleceğim için neler söylerdiniz?
- Yaramazlık, risk alabilme oranındaki yüksekliğin göstergesidir. Bu tip çocuklar hiçbir zaman başkasının emri altında çalışmak istemezler, çalışamazlar da... Çocuk yaşta bile bu kadar gözü karaysa, bu girişimciliğin ilk sinyalidir.

Yani bütün yaramaz çocuklar girişimci olacak diye bir kaide mi var?

- Dikkat edersen ‘sinyal’ sözcüğünü kullandım. Çevre, aile, IQ ve yetişme tarzı gibi faktörler de çok önemli. Bunun yanında o yeteneği nasıl kullandığı da önemli...

Bunu biraz daha benim anlayabileceğim dilde tarif edebilir misiniz?

- O zaman bir örnekle açıklayayım. Satranç oynamayı seven çocuklar, strateji kurma konusunda da oldukça başarılıdırlar. Bu kişiler aynı zamanında paranın değerini bilip ona önem verirler. Eğer doğru yönlendirilirlerse, çok başarılı bir stratejist, yönetici hatta siyasetçi bile olabilirler.

Ya kötü yönlendirilirlerse?

- Mesela aynı çocuk analitik zekasını kullanıp çok iyi bir hırsız da olabilir. Dünya çapındaki ünlü soyguncuların analizini yaparsak, az önce bahsettiğim insanlarla aynı sonuçları görürüz.

Peki başbakan olacak çocuk nesinden belli olur?

- Öncelikle sorun çözmeyi seven biri olması gerekir. Bulmaca çözenler, lego oynayanlar, 3D formatında yapboz yapanlar genelde çözüm odaklı olurlar. Bu yeteneğini doğru kullanabilen herkes isterse başbakan olabilir.

Haberin Devamı

Lego yapıp yapboz oynayan her çocuk başbakan olabilir

TAYYİP ERDOĞAN BU TEZİN İSPATIDIR


Kusura bakmayın ama bana çok inandırıcı gelmiyor...
- Ailesi çok zengin ya da iyi eğitimli olmayan, herhangi bir devlet okulundan mezun birinin başbakan olabileceği Tayyip Erdoğan’la ispat edilmiş oldu.

Şimdi bunu okuyan aileler çocuklarının önüne lego ile yapboz koyup zorla bulmaca çözdürecekler...

- (Gülüyor) Çocuğunuzun hayal dünyası çok genişse ve uzun vadede strateji-planlama yeteneklerine sahip değilse, kapasitesi olsa bile başbakan yerine sadece hayalperest biri olarak kalabilir. Bir başka yanlış bilgi de, fazla kitap okuyan çocuklardan beklentinin yüksek olması... Oysa aşırı okumanın yanında hayal kurmayı da çok seven bir çocuğun ayakları yeterince sağlam yere basmıyorsa, bu onun ileride kararsızlıktan hedef belirleyememesine neden olur. Bu yüzden zeka hiçbir meslek için tek başına yeterli değildir!

OKULA DEĞİL OKULUN SÜSÜNE PARA ÖDENİYOR

Ülkemizde bu analizi yaparken zorlanmıyor musunuz? Çünkü bizde kuzguna yavrusu şahin görünür, herkesin evladı üstün zekalıdır...

- Türkiye’ye geldiğimden beri beni en çok rahatsız eden noktalardan biri de bu. Bırakın aileleri, okullar bile sosyal medyada “Şu kadar zeki öğrencimiz var” diye reklam yapıyorlar. Ama dönüp baktığın zaman bu kadar fen ve matematik dayatılan gençlerin arasından ne dünya çapında ünlü bir mucit çıkıyor, ne de bilim adamı...

Bu topraklardan bilim adamı çıkmamasının tek sorumlusu aileler mi?
- Tek değil ama başlıcalarından biri... Hangi okulda okursa okusun sonunda karşısına bir sınav çıkacağından, çocuklarının hayal dünyalarını gelişmesine izin vermiyorlar. Spor yapmasına, enstrüman çalmasına hatta oyuncakla bile oynamasına izin vermiyorlar. Türkiye’de profesyonel sporcu değilsen, spora gitmenin bir anlamı yok. Pek çok aile bunu boşa harcanmış zaman gibi görüyor.

Hadi aileleri anladık, peki eğitim sistemimizin hiç suçu yok mu?

- Buradaki en pahalı okullar bile ancak Avrupa’da tüm masrafların devlet tarafından karşılandığı standart bir okul kadar iyi... Türkiye’de eğitim gerçekten inanılmaz pahalı ama paralar öğretmen ve öğretimin kalitesinden çok okulun havuzu, eşyası, süsü, masalarına veriliyor.

Haberin Devamı

Lego yapıp yapboz oynayan her çocuk başbakan olabilir


‘ŞİMDİ BANA KAYBOLAN YILLARIMI VERSELER’ DEMESİNLER DİYE YAZDIM

Yeni kitabınızın adı “Keşke Deme”... Neden bu kadar keşke diyor insanoğlu?
- Kitabın mottosu; “Keşkesiz bir hayat için sizi, sizinle tanıştırıyorum!” Yani okuduktan sonra kendimizi yine bir şey sanacağız (gülüyor). Ama bu sefer gençlere torpil geçtim. İleride pişman olup “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” duygusunu yaşamasınlar diye bir ‘yol haritası’ kitabı hazırladım.

Romantik bir yaklaşım oldu...
- Her insan bir potansiyelle doğuyor ve ne yazık ki onun ziyan olup gitmesi korkunç bir şey. Bu gerçeği bilen biri olarak, “Keşke Deme”de yeni nesli ‘kurtarmak’ için üzerime düşeni yaptım.

Kurtarılacak kadar vahim mi gençlerin durumu?

- Doğru zamanda müdahale edildiğinde mutlu bir yaşam sürebilecekken, yanlış seçimlerle ömrümüzü mutsuz tüketme riski taşıyoruz. Bu yüzden gençler yeteneklerini doğru iş kollarında kullanıp ileride pişmanlık yaşamasınlar diye uğraşıyorum.

İleride yaşanan pişmanlıkların ana nedenlerinden biri, meslek tercihlerinde para kazanma arzusunun bize yön veriyor olması mı?

- En başta “Şu meslek olsun, çünkü ileride çok para kazanıp rahat edersin” diye çocuklarımızı yönlendirmekten vazgeçmeliyiz. Çünkü bir uzmanlık alanı için ortalama on bin saat çalışmak gerekiyor ve eğer yaptığınız mesleği sevmiyorsanız bunun hepsi boşa gitmiş oluyor. Hiçbir insanın ömür boyu sevmediği bir işte çalışabileceğine inanmıyorum. Yoksa burn-out olurlar.

Türkçesi, Meryem Uzerli’yle lügatımıza giren meşhur ‘tükenmişlik sendromu’...

- Aynen... Tükenmişlik sendromundan muzdarip olanlar, mesleklerine karşı yaşadıkları isteksizlik nedeniyle sabahları işlerine geç kalırlar. Bu belirtiler zamanla çoğalıp dayanılmaz bir hâl alır.

İnsan sevdiği bir işte çok çalıştığı için de tükenemez mi?

- Araştırmalar ne kadar çok çalışırsanız çalışın, eğer yaptığınız işten keyif alıyorsanız bu sendromu yaşamayacağınıza işaret ediyor. Bu yüzden doğru yönlendirmeyle meslek seçmek insanın mutluluğu için çok önemli. Dün, bugün ve yarın için harekete geçmenizin tam zamanı... Kendi fabrika ayarlarınıza dönüp bunu hemen yapmalısınız!

Yazarın Tüm Yazıları