Laiklikte din ve vicdan özgürlüğü ne değildir?

AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi, geçen hafta sözünü ettiğim çok önemli Alevilik kararının 66. paragrafında aynen şöyle bir cümle kullanıyor:

Haberin Devamı

“... the State’s duty of neutrality and impartiality is incompatible with any power on the State’s part to assess the legitimacy of religious beliefs or the ways in which those beliefs are expressed.”

Kabaca çevirmeye çalışayım: “Devletin, bir dini inancın meşruiyeti veya dışavurum biçimiyle (ibadet biçimiyle) ilgili güce sahip olması, devletin (inançlar karşısında) tarafsızlık ve nötr olma görevi ile uyumsuzdur.”

Kendi yaptığım kötü çeviriyi bir daha tercüme etmeliyim: Yani mahkeme diyor ki, laik devlet, dini inançlar karşısında nötr ve tarafsız olmalıdır; eğer devlet bir inancın gerçek inanç olup olmadığına veya onun ibadetinin nasıl yapılması gerektiğine karar vermeye kalkıyorsa, bu laiklikle çelişkilidir.

Türkiye’deki Alevilerin durumuna bakın.

Devletimiz, gerek iç hukuk sürecinde Danıştay’a ve gerekse AİHM sürecinde bu mahkemeye gönderdiği savunmalarda mealen hep aynı şeyi söylüyor:

“Alevilik de Müslümanlıktır ve Müslümanların ibadet yeri camidir. Cemevi ve dergâhlarda, mistik kökleri olan Alevi inancının bazı ritüelleri yerine getirilir. Dolayısıyla cemevi Alevi kültürünün yaşandığı bir yer olmakla birlikte ibadethane değildir.”

Oysa mahkeme kuralı koyuyor: Sen devlet olarak neyin inanç neyin değil olduğuna karar veremeyeceğin gibi o inancın ibadetinin nasıl olacağını da belirleyemezsin.

Bugünlerde sıkça sözü edilen ‘Özgürlükçü laiklik’ tam olarak budur.

Laiklik konusunu büyük bir iştahla konuşan geniş kesimler, laikliğin bu tarafını görmemek için AİHM’nin Alevilerle ilgili verdiği bu son derece önemli karardan söz etmekten özenle kaçınıyor.

Oysa bakın AİHM kararının can alıcı paragraflarından biri de 124. paragraf ve orada şöyle deniyor: “...Court considers that the attitude of the State authorities towards the Alevi community, its religious practices and its places of worship is incompatible with the State’s duty of neutrality and impartiality and with the right of religious communities to an autonomous existence.”

Yine kendi kötü çevirimle aktarmaya çalışayım:

“... Mahkeme, devlet otoritelerinin Alevi cemaatine, onun dini ibadetine ve ibadet yerlerine karşı davranışı; devletin dinler karşısında nötr ve tarafsız olması ilkesi ve dini cemaatlerin kendi başlarına var olma hakkıyla uyumsuz olduğunu değerlendirir.”

Kararın en önemli yanlarından biri, ‘devrim kanunu’ olarak Anayasa korumasında olan tekke ve zaviyelerin kapatılması hakkında kanunun inanç gruplarının inanç özgürlüğünü engellediğine ilişkin paragrafları.

Bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Nüfusumuzun hatırı sayılır bir bölümünü oluşturan Alevi inancına mensup vatandaşlarımızın din ve vicdan özgürlüklerini ihlal ettiğimiz artık AİHM kararıyla kesinleşti.

Bu utanç hepimizin.

Haberin Devamı


ALEVİLERE DİN HİZMETİNİ KİM VERSİN?

Haberin Devamı


AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin iki ayrı maddesini ihlal ettiği için mahkûm etti.

Bunlardan birincisi, din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9. maddeydi; onu ana yazıda anlattım. Türkiye’nin mahkûm olduğu ikinci madde ise ayrımcılık yasağı getiren 14. madde.

Mahkeme önündeki Alevi davası ışığında bu maddeye nasıl yaklaştığını yazmış önce. 164. paragraftan aktarıyorum: “State which has created such a status must not only comply with its duty of neutrality and impartiality but must also ensure that religious groups have a fair opportunity to apply for this status and that the criteria established are applied in a non-discriminatory manner.”

Benim kötü çevirim şöyle: “Devlet, (inançlar karşısında) sadece nötr ve tarafsız bir statüde olma görevini yerine getirmekle yükümlü değil; aynı zamanda bütün dini gruplara bu statüye erişebilme konusunda adil fırsatlar yaratmakla da yükümlüdür.”

Yani, eşit davranmalı.

Karara göre Diyanet İşleri Başkanlığı devlet bütçesinden yararlanıp din hizmetini sunarken bunu fiiliyatta sadece Sünni çoğunluğa sunuyor. Peki Alevilere din hizmetini kim sunacak ve burada eşitlik nasıl sağlanacak?

Mahkeme işi o olmadığı için bir yol önermiyor, ilkeleri ortaya koyuyor.

Mesela eğer cami imamlarının maaşlarını devlet ödüyorsa, ileride ibadethane statüsü kazanacak cemevlerinin dedelerinin maaşı da ödenmeli. Camilerin elektriği suyu devlet veya belediyelerce ödeniyorsa, cemevleri de aynı şeyden yararlanacak. Sünni uygulama için imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri varsa Alevi uygulaması için de olacak vs.

Tamamlanmak üzere olduğu söylenen ‘Alevi açılımı’nın çerçevesi o kararda yazılı.

Yazarın Tüm Yazıları