Kâğıt üreticisi olarak endüstriyel orman talep ediyor

Haberin Devamı

ALP Öğücü, 1930’lu yıllardan beri tekstil ile uğraşan ancak 2000’li yıllardan sonra “tekstilde daha fazla büyümeme” kararı alan Gaziantepli bir ailenin çocuğu.
Çorlu’da Marmara Pamuklu Mensucat adıyla Türkiye’nin en büyük entegre pamuklu iplik ve boyama tesisine sahip olan aile 2000’li yıllarda maliyetler artınca yol ayırımına gelmiş.
“Ya tasarım, konfeksiyon, perakende, gibi şeylere yönelecektik. Ya da ayrı bir iş koluna geçiş yapacaktık” diyor Alp Öğücü.
Danışmanlarla geleceğe yönelik çalışmaların yanı sıra bir “Aile Anayasası” da yapan Öğücü ailesi neticede tekstile veda ediyor.
Marmara Grubu olarak katma değeri yüksek enerji, kağıt ve hızlı tüketim mallarının pazarlama ve dağıtımında karar kılıyor. “Bugün kendi ihtiyacımızın 5 katı enerji üreten 75 megavatlık santralini kağıt üretimiyle birlikte planladık. Dağıtımda tekstildeki gibi zorluklarla karşılaşmamak için de dağıtım ve pazarlama ağı kurduk” diye anlatıyor. Yani tekstilden çıkınca yeni iş kolunda sağlam adımlar için her şey hesaplanmış.

Haberin Devamı

DEĞİŞİK BİR PROFİL


Önce enerji santrali kurulmuş ardından Alp Öğücü’nun Genel Müdür pozisyonunda olduğu Lila Kağıt’a 200 milyon euroluk yatırım yapılmış.
Aradan 10 yıl geçtikten sonra Lila Kağıt, Türkiye’de temizlik kağıtları pazarında yüzde 12 oranında paya sahip.
50’den fazla ülkeye 100 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştiriyor. Şimdi esas meseleye geliyoruz. Alp Öğücü, yılın belirli bölümünü Avustralya’da aborijinlerin ya da Güney Amerikalı yerli halkın yanında geçiren bir “yaşam koçu”nun öğretilerini benimseyen biri. Bunları hem iş hayatında, hem özel hayatında uyguluyor. Kendisi de öyle uzak diyarlarda içsel yolculara sık çıkıyor. Öyle ki, çevremizdeki iş insanlarından hayli farklı bir profil çiziyor.
Hem çevreye, doğaya duyarlı hem yurt dışındaki, özellikle İskandinav ülkelerinde “sürdürülebilirlik” akımlarını yakından izliyor. Söylediğine göre günümüzde duyarlı bir kağıt üreticisi için kağıdın ham maddesi selülozun nereden elde edildiği mühim!

Haberin Devamı


İYİ BİR KIRSAL KALKINMA MODELİ


“ Endüstriyel ormanları izleyen, denetleyen ve kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikildiğini kayda geçen, “sürdürülebilirlilik” sertifikası veren “Forest Stewardship Council” FSC (Orman Koruma Konseyi) ile birlikte çalışıyoruz” diyor.
Tahmin edebileceğiniz gibi Alp Öğücü koyu bir “endüstriyel orman” taraftarı. Uruguay’a kadar “endüstriyel ormanların” peşine düşmüş. “Uruguay’da devlet binlerce hektarlık araziyi endüstriyel ormana tahsis etmiş. Bu tür ormanlarda kesilen ağaçların yerine derhal yenisi dikiliyor. Buğday gibi sürekli hasat alınıyor” diye anlatıyor.
Her yıl yaklaşık 1 metre uzayan endüstriyel ormanın ağaçları cinslerine göre 10 yıl ya da 20 yılda ömürlerini tamamlıyor. Endüstriyel ormanın Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerinde kırsal alanlarda yaşayanlar için iyi bir kalkınma modeli olduğunu söylüyor. “Tarım ülkesi olan Türkiye bu modeli benimseyebilir” diye ekliyor. Ağacın ham maddesinin ithaline yılda 3,5 milyar dolar ödediğimizi düşünürsek Alp Öğücü’nün talebi temelsiz değil. Bundan sadece kağıt sektörü değil yurt dışına önemli ihracat yapan örneğin mobilya sektörü de olumlu etkilenecek.
Alp Öğücü, Türkiye’de endüstriyel orman için bir anlamda gönüllü lobicilik yaparken boş durmamış geçen yıldan itibaren TEMA’nın ENAT (Endüstriyel Ağaç Tarımı) projesini desteklemeye başlamış. TEMA ile imzaladığı sponsorluk anlaşması çerçevesinde ilk etapta 50 bin ağaç dikilmiş. Hedefin 700 bin ağaç olduğunu söylüyor Öğücü.

Yazarın Tüm Yazıları