15 aralık 2015, yazın bir kenara

DÜN, tartışmasız biçimde en güzel yazıyı Hürriyet’te Gülse Birsel yazdı...

Haberin Devamı

Hepimizin gözü önünde olup biten güzel bir olayı harikulade bir şekilde özetledi...

 

* * *

 

-Cumhurbaşkanı Erdoğan çok güzel bir jest yaptı...
Nobel kazanmış bir bilim insanını, Stockholm’e özel temsilci gönderip Ankara’ya davet etti...

 

* * *

 

-Aziz Sancar Hoca çok güzel bir şey yaptı.
“Seçilmiş Cumhurbaşkanı, devletimin en üst mevkisindeki yönetici davet etti” deyip programını bozdu ve Ankara’ya geldi.

 

* * *

 

-Cumhurbaşkanı bir güzel jest daha yaptı. Üniversitelerin, bilim kuruluşlarının temsilcileri ile birlikte ona yemek verdi.

 

* * *

 

Haberin Devamı

-Aziz Sancar Hoca, çok güzel bir jest yaptı. Aldığı madalyayı, Genelkurmay Başkanlığı’na bıraktı.
Anıtkabir’e Atatürk’ün huzuruna çıktı ve O’na ve Cumhuriyet’e olan minnetini en açık şekilde dile getirdi.

 

* * *

 

Demek ki bu ülkede, bütün trolleşmeye, bütün nankörlüklere rağmen hâlâ herkesin hakkını vermek, kimseye haksızlık etmeden, bildiğimiz yoldan yürümek, geçmişi karalamadan, geleceğe bakabilmek, “Her şeyi ben yaptım” demeden, yaptıklarını takdir ettirmek de mümkünmüş...

 

* * *

 

Bayanlar ve baylar...
15 Aralık 2015 günü Türkiye tarihinde çok önemli bir gündü...
Nobel kazanmış bir bilim insanımız, hepimizi etrafında toplayıp herkesin hakkını herkese adilce paylaştırarak, hepimize büyük bir umut verdi...
Ben de herkesin hakkını vererek bu güzelliğe katılıyorum.
Bu olayı en güzel Gülse Birsel yazdı...
Bu güzel günü en iyi özetleyen gazete de tartışmasız şekilde Posta’ydı...
Anıtkabir’de Atatürk’ün huzurunda Fatiha okuyan bir bilim insanı...
Ve altında harika bir manşet...
Cumhuriyet duası...
Cumhuriyet ve dua...
Laiklik ve inanç...

 

* * *

 

Haberin Devamı

Yan yana gelebilir mi... Araya gerçek manada bir insanlık ve hakiki bir demokrasi sokarsanız...
Harikulade bir şey oluyor...

 

‘Yüzde 49.5 tafrası’ A330’dan nasıl indirildi

 

AKİF Beki bir süredir A330 mürettebatının envanterinden düşmüştü. Geçen gün Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte Sofya’ya gitti. Dün o uçağın havasını çok güzel anlattı...
Ben iyi “Akifoloğum”... Yazısındaki küçük bir ayrıntı tabii ki gözümden kaçmadı.
Artık o uçaktan “The uçak” diye söz ediyor.
İngilizcede “The” kelimesi, bazen bir şeyin en önemli ve tek olduğunu ifade etmek için kullanılır. Onun en önemli saptaması ise şu: “Bu uçakta, yüzde 49.5 tafrası hissetmedim...”
Uçakta AKP’liler dışında CHP, MHP ve HDP’den de ikişer milletvekili varmış.
Yukarıdaki yüzde 49.5’lik cümleyi bir kenara kaydedin...
Çünkü anlamı şu:
Başbakan, en azından uçakta herkesi kucaklamaya çalışıyor...”

 

Haberin Devamı


Bu rakama dikkat 2 milyon 233 bin 636

 

DÜN gazetenin içinden çıkan küçük “LÖSEV” ekini görünce, 1970’li yıllara döndüm.
Öğretim üyesiydim ve üst kattaki komşumun dünyalar güzeli kızını, lösemiden kaybettiğimiz acılı günleri hatırladım.
Elimize doğmuştu...
Elimizde büyümüştü..
Elimizde kaybettik..
Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) çalışmalarını anlatan çok güzel ve etkileyici bir ek hazırlamış.
Yolu sevgiden, insanlıktan, lösemili çocuklardan ve LÖSEV’den geçen insanların sayısı 2 milyon 233 bin 636 kişiymiş...
Demek ki her 40 TC vatandaşından biri, bu insanlık kuruluşuna şu veya bu şekilde dokunmuş...
Her şeyi bir avuç idealist insan başlatmıştı. Her biri 5’er bin lira vererek bu vakfı kurdular.
Çocuklar lösemiden ölüyordu.
17 yılda çok yol kat ettiler.
Bugün lösemi tedavisinde yüzde 92’ye varan başarılı sonuçlar alıyorlar. En önemlisi LÖSEV bugün Türkiye’nin “en güvenilen 10 markasından biri”...
Sağ olasın doktor Üstün Ezer...
Sağ olasınız bütün LÖSEV çalışanları... Sağ olasınız LÖSEV’e yardım yapan insanlar...
Eminim kaybettiğimiz küçük komşumuz da kurtardığınız bütün çocuklar için size en güzel duygularını iletiyor...

 

Haberin Devamı

Bu iki fotoğraf arasındaki fark ne anlama geliyor

 

ÖNÜMDE 3 fotoğraf duruyor.


15 aralık 2015, yazın bir kenara



-Birinde Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani var.
Arkalarında üç bayrak duruyor...



15 aralık 2015, yazın bir kenara



Biri Türk bayrağı, öteki Irak, üçüncüsü de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bayrağı.
-Öteki, Barzani’nin Esenboğa Havalimanı protokol salonunda Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile görüşmesi sırasında çekilmiş.
Masanın üzerinde aynı üç bayrak var.
-Üçüncüsü ise aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Barzani görüşmesinin fotoğrafı...
Arkada sadece iki Türk bayrağı görünüyor.
Sevinerek görüyorum ki basın artık bu tür görüntüleri mesele etmiyor.
Yine de bir protokol yetkilisi merakımı giderebilirse sevineceğim.
Bunun bir anlamı var mı...
Türkiye, Kuzey Irak’taki oluşumu devlet olarak tanımadığı için Cumhurbaşkanı düzeyinde bayrak konmamış. Ancak hükümet düzeyinde siyasi oluşum olarak kabul edildiği için bayrak konmuş.
Devlet protokolü ne kadar ince bir zanaat değil mi?

 

Haberin Devamı

Koç kadınları

 


-KOÇ kadınlarına iyi haber: “Koç kadınları dikkat: Sağlık ve aşk için şanslı bir yıl geliyor...” Çünkü Jüpiter, Koç kadınına şans ve aşk getiriyormuş. Ama bir şartı var. Yükselen yıldızınız da Koç olacak. Ben Koç’um.. Tansu da Koç. Ama ikimizin de yükselen yıldızı Koç değil. Hocam bu durumda ne oluyoruz... Aşk var mı aşk...

 

Bitmeyen heyecan

 

-YAZIYI önceden yazıyorum, çünkü heyecanımı anlatmak istiyorum. Eğer, son dakikada başıma bir şey gelmemişse... Bu sabaha karşı, yani sizin bu yazıyı okuduğunuz 17 Aralık sabahı, 00.10’dan itibaren Star Wars filmini dünyada ilk izleyen insanlardan biri oldum. İlk Star Wars 1977’de çıkmıştı. 37 yıl geçmiş. En az üç nesil demek. Hâlâ hem ben hem torunum Sinan Ali, Star Wars manyağıyız...

 

 

Türkiye’de saç stilini en iyi bilen kadın

 

15 aralık 2015, yazın bir kenara


BÖYLE bir soruya tek kişilik isim vermek tabii ki çok tehlikeli.
O riski asla almam...
Ama stil denemekten çekinmeyen, moderniteyi en iyi uygulayan, kendine yakışanı en iyi bulan kadınlardan biri derseniz...
Cevabım banko Gülben Ergen...
Mustafa Sandal’la birlikte yaptığı “Yıkıl Karşımdan” şarkısının klibini seyrederken bir kere daha anladım bunu...
Şarkının sözleri Mustafa Sandal’a, müziği Emine Sandal’a ait...
Gülben Ergen söylüyor...
Türk popunun “Bana kazak örmeli” nakaratlı “Bu kız beni görmeli” şarkısı dönemindeki büyük günlerini hatırlatan bir şarkı.
Yılbaşı öncesi çok iyi geldi.
Haa bu arada Gülben’in klipte kullandığı gözlükler yı-kı-lı-yoor...

Yazarın Tüm Yazıları