Büyüme için reform reform için uzlaşma şart

Haberin Devamı

TÜRKİYE ekonomisinin en önemli sorunu yönetime olan güvensizlik. Cumhurbaşkanı’nın deyimiyle ‘geçici kriz’in, genel tanımla orta gelir tuzağının aşılabilmesi için bir dizi reform gerekiyor. Hem de reformların, uzun zamandır gerekenler yapılamadığı için, artık radikal reformlar olması şart hale geldi.
Kimse radikal reformlar olmadan ekonomide orta gelir tuzağından çıkılacağını zannetmesin. Üstüne üstük bu reformların bir dizi siyasi ve hukuki reformla birlikte olması gerekiyor. Bu da yetmez, yatırım ve büyüme ikliminin oluşması için, ciddi yanlışların içindeki dış politikada da köklü değişiklikler gerekiyor, bunların başında da Batı ittifakı için yeniden güvenilir ortak olmak geliyor.
Peki, tüm bunların yapılabilmesi, rejim tartışmaları yaratan tek başına bir AKP iktidarı tarafından gerçekleştirilebilir mi? Bence kesinlikle imkansız.
Bence hiçbir tek başına bir partinin iktidarı da, bu reformların hepsini birden yapamaz.
Çünkü dış politikada, siyasette, ekonomide yaşadığımız ciddi bir darboğaz ve birbirini besleyen biçimde, hepsi birlikte yaşanıyor. Bunların birlikte aşılmasına bunun için toplumsal kesimlerin uzlaşmasına, yani toplumsal kesimleri temsil eden siyasi partilerin birlikte hareket etmesine ihtiyaç var. Kimse uzlaşmadan ekonominin yüksek büyüme oranlarıyla istikrar kazanmasını beklemesin.
Peki, Türkiye siyaseti bu uzlaşmayı başarabilir mi?
Seçimlere 1.5 aylık süre kalmışken bence tablo henüz netleşmedi. İktidar partisi çift koldan, her türlü yerleşmiş kuralı ve etik normları zorlayarak, kamuoyunu baskı altına almaya devam ederek, uzlaşmaz tavrını pekiştiriyor. Bu kez tehlike sinyali aldığı için, aktörlerini giderek daha acımasız bir dille kullanıyor.
İçlerinde yedeğe çıkarılmış, ekonomide nispeten saygınlık kazanmış olanları bile, aslında “kendilerini kitle psikolojisine uymak zorunda hissedip, çağdaş bireyler olamadıklarını” gösterir biçimde konuşmaya başladılar. Muhalefetin ekonomi politikalarına karşı hamasi dil kullanarak, siyasetin gereklerini aşıp, tasvip etmedikleri bir rejim değişikliğine hizmet eder konuma kendilerini düşürdüklerini göremiyorlar. Ya da şimdiye kadar savundukları yalandı.
Bir yandan demokrasi, hukuk işlemeden adalet sağlanmadan ekonomide orta gelir tuzağının aşılamayacağını söyleyip, öte yandan “mutlak iktidarı” savunmalarının saygınlıklarına vereceği zararı, demek ki kabul ediyorlar.

Haberin Devamı

2000-2001 REFORMLARI YAPILABİLİR MİYDİ?

Haberin Devamı


Sürekli 2000-2001 yılı krizini yerden yere vuran bu kişiler, acaba sizce tek başına iktidarlarında bu radikal reformları yapabilirler miydi? Böyle bir vizyonları olmadığını zaten son konuşmalarında gösteriyorlar ama vizyon olsa bile uygulayabilirler miydi? Onca banka batışına cesaret edip, köklü konsolidasyonu yapıp, şimdi üzerine oturdukları sağlam bankacılık yapısını sizce kurabilirler miydi? Radikal sosyal güvenlik reformu, Merkez Bankası bağımsızlığı başta, bağımsız kurulları oluşturabilirler miydi? O dönemki en radikal AB inisiyatifini koyabilir, ya da idam cezasının kaldırılmasını kabul ettirebilirler miydi? Bunları yapmadan kendilerininmiş gibi gösterdikleri ekonomik başarıyı sağlayabilir, bu kadar kaynağı çekebilir, kalıcı yapamadıkları dönemsel büyümeleri yakalayabilirler miydi?
Şimdi yine o dönemki gibi, radikal reformlara ihtiyaç var. Koalisyon ekonomilerini dönemsel bakmadan bu kadar ucuz dille suçlayanlar, popülizmin daniskasını yapıyorlar. Gerekli reformlar için büyük uzlaşmalara ihtiyaç olduğunu, düşünebilen herkes görebilir ama yavaşlasa bile mevcut çarkın devamı, ülkemiz ve çocuklarımızın çıkarlarının önüne geçiyor.

Yazarın Tüm Yazıları