Cemal Süreya’dan Papirüs yazıları

O dergide başyazıları Cemal Süreya yazardı, yalnız edebiyat değil, edebiyat dışı türlerde de düşüncelerini burada açıklardı.

Haberin Devamı

Başyazıları şimdi okuduğunuzda, onun siyasal, toplumsal konulardaki derin, birikimli tahlillerini de görmüş olacaksınız. Ne yazarsa yazsın, siyasal içerikli yazılarda bile edebiyatın izdüşümünü fark edersiniz.
Papirüs’ün Cağaloğlu Atasaray’daki idarehanesine sık sık giderdim. “Gitmeyen var mı” diye soracaksınız, belki İstanbul dışında yaşayanlar. Onlar da İstanbul’a geldiklerinde mutlaka uğrardı!

Birçok iyi yazarla tanıştım


Cemal Süreya’nın dergi için nasıl özveride bulunduğunu, neleri sattığını başka yazılardan bildiğinizi sanıyorum.
Şahsen, Papirüs’ün başka birçok iyi yazarla tanışmamda da yeri olduğunu anımsıyorum. Selim İleri’nin ilk kitabı Cumartesi Yalnızlığı çıktığında, bana bir uğramasını söyleyen Cemal Süreya idi. Altın Kitaplar’da Selim İleri ile ilk buluşmamız, yıllar süren, devam eden bir dostluğun başlangıcıydı.

Haberin Devamı

Cemal Süreya’dan Papirüs yazıları


Cemal Süreya, Papirüs’ün şairler bölümü için bana birçok yazı ısmarlamıştı. Bunlar arasında Melih Cevdet Anday, Ercüment Behzat Lav, Metin Eloğlu gibi adlar vardı. Papirüs vesilesiyle Cemal Süreya ile ölümüne kadar devam eden koyu bir dostluk kurduk. Onun dergisinde yazdım, yıllar sonra o da benim yönettiğim Altın Kitaplar’ın çıkardığı Yeni Edebiyat’ta yazdı.
Papirüs’ten Başyazılar kitabının başında, aramızdan ayrılmış olan edebiyat dünyasının üç önemli adının Cemal Süreya hakkında, muhakkak okunması gereken yazıları yer alıyor. Tomris Uyar, Papirüs’ü nasıl çıkardıklarını, yaşanan ekonomik krizin eşliğinde, edebiyat için nasıl yoğun günler yaşadıklarını anlatıyor. Yazı, edebiyat sevgisi uğruna her şeye katlandıklarını da gösteriyor.
Yazısını şöyle bitiriyor: “Dergilerin de insanlar gibi bir yaşamları var. Papirüs’ün ilk sayıları, her şeye karşın birbirlerini seven, sevdikleri işleri birlikte götürmekten mutluluk duyan üç kişinin ne kadar heyecan verici bir işi ortaya çıkardıklarının göstergesi.”
Yazarın devletle ilişkisi...
Yazılarına baktığınız zaman Cemal Süreya’nın geniş konu skalasını görürsünüz.
Gerçek Ayıklanma, 1960’ta yazılmış, Anadolu’yu hiçe sayan umursamazlığı eleştiriyor.
Şiir Anayasaya Aykırıdır, şiirin isyancı yanını ortaya koyan klasikleşmiş bir yazı.
Mitoloji Havarileri, mitolojiyi bizim kültürle bağdaştırma girişimlerinin yanlışlığına değinir.
Edebiyatımızda Yeni Bir Tip yazısı, yazarlara yönelik ders niteliğinde bir yazı. Bugün de böyle adlar çıkıyor karşımıza. Kendi edebiyatını bilmeyen birinin Türkiye’de iyi edebiyatçı olacağına inanmıyordu Süreya. Ben de inanmıyorum.
Güdümlü Eleştiriden Mekanik Eleştiriye yazısı parti disiplini ile sanatın nasıl bir değişimden geçtiğini belirtiyor. Diyor ki: “Belli ölçüde edebiyat-ötesi öğelerle beslenmeyen bir salt edebiyat da düşünemiyoruz biz.”
Yazarın Devletle İlişkisi ise bugün kulaklara küpe edilmesi gereken bir yazı. Böyle bir bağımlılığın neden olmaması gerektiğini ispatlıyor.
Şiiri dışında düzyazıları da usta işidir Cemal Süreya’nın! Papirüs’ten Başyazılar bunu gösteriyor. Üstelik düşünce ile edebiyat arasındaki bağlantıyı da kuruyor.

Yazarın Tüm Yazıları