Bir duayenden halkla ilişkiler gerçeği

Brandmap’in Ekim sayısında Salim Kadıbeşegil halkla ilişkilerle ilgili güzel bir yazı yazmış.

Haberin Devamı

Meslek hayatının 41 yılının 25 yılını halkla ilişkilerle geçirmiş bir kişi Kadıbeşegil; kalan 16 yılı da halkla ilişkilerle yakın akrabalık ilişkisi olan alanlarda geçirdi. Sektörün her tarafında; özel şirketlerde, kendi şirketinde, derneklerde, akademik ortamlarda, her türlü yerli ve yabancı platformda aktif bir oyuncu olarak yer aldı.

Ve diyor ki...
“Halkla ilişkilerle ilgili elimde tuttuğum fotoğraf gelecek açısından pek de iç açıcı değil!”
Ve de ekliyor.
“Aslında halkla ilişkilerin yalnızlığının ayak seslerinin duyulduğu üç kırılma tanımlayabiliriz. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi, 1980’lerde yaşandı. Yatırımcı ilişkileri halkla ilişkilerin şemsiyesi altında işlerini yapan ve özellikle İngiltere’de İngiliz Halkla İlişkiler Derneği’nin üyeleri idi. İngiltere ve ABD’deki yatırımcı ilişkileri ‘biz başka bir şey yapıyoruz’ diyerek şemsiyenin altından çıktılar. İkinci kırılma 1990’larda yaşandı. Kurum içi iletişim yapanlar ‘biz de başka bir şey yapıyoruz’ diyerek halkla ilişkiler şemsiyesinin altından çıktılar. Kendi mesleki örgütlenmelerine gittiler.
Ama halkla ilişkiler, yalnızlaşmasının önüne geçecek en önemli fırsatı değerlendiremedi. 1997’de Helsinki’de mesleğin önde gelen 3 önemli uluslararası örgütü ortaklaşa bir deklarasyona imza attılar: ‘Halkla ilişkilerde kalite ve standartlar/ölçümleme ve değerlendirme...’”

Haberin Devamı

Bir duayenden halkla ilişkiler gerçeği


Dünyayı iyi okumak lazım

Kadibeşegil’e göre meslek gelişmeleri iyi okuyamadı. Çünkü yeni bir “müşteri” tanımı, sosyal ortaklar, insan kaynakları, inovasyon, toplam kalite yönetimi gibi küresel rekabetin yeni oyun kurallarına halkla ilişkiler hazırlıksız yakalandı. Halı ayakların altından kayarken; küçük bir azınlık bunun farkında oldu, diğerleri ise özellikle “birinci damardan” gelen alışkanlıklarla çoğunluğu oluşturdular ve mesleğin dönüşümünü sağlayamadılar.


Birinci damar neydi?

Merdiven altı PR dediğimiz jargonda “falanca gazeteden filancayı tanırım, haberini çıkartırız, bedeli de budur” noktasına geldiğimiz çıkmaz sokağın kaynağındaki damar buradan gelir. Zamanla, çıkan haberlerin “reklam eşdeğeri karşılıklarına uygun fatura edilmesi” meselesinin de kaynağı yine bu damardan beslenir. (Ivy L. Lee 1905 yılında ortağı George Parker ile bir basın ofisi açar; şirket basın ve şirketler arasında bir “iletişim köprüsü” olur. Günümüze kadar bu damar mesleğin “kısa ve karlı” yolu olarak süre geldi.)

Haberin Devamı


Peki ikinci damar
ne öneriyordu?

Halkla ilişkilerde ikinci damar 1920’lerde Edward Bernays ile oluştu. Psikanalizin kurucularından Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının öğretisini iletişim mesleğine “strateji” adı altında monte etti. “İkna mühendisliği” olarak tanımlanan tekniklerinin özü “propaganda”nın tanımı ile örtüşüyordu. Bu süreci sağlama almak için mutlaka “üçüncü taraf” olarak tanımlanan dernek, vakıf gibi tüzel kişiliklere yer veriyor, işe yarar bir şey yoksa kendisi “amaca” uygun bir tane kuruyordu. Bernays, propaganda sözcüğünün “itici” olduğunu dikkate alarak mesleğin adını koydu; halkla ilişkiler! Bernays’ın adına “halkla ilişkiler” diyerek gelişimine neden olduğu asıl konu ise “marka” idi. Para reklam endüstrisinin çarkları içinde dönmeye başlayınca Bernays’ın halkla ilişkilerin bir yerlerine reklamcılıkta göremediği “etik” kavramını monte etmeye çalışması da pek bir sonuç vermedi.

Haberin Devamı


Ortak ilkeler belirlendi

Salim Kadıbeşegil; ölçümleme ve değerlendirmenin sektörün temel meselesi olduğunu, müşteriye nitelikli danışmanlığın ancak araştırmaya dayalı bir raporlama ile yapılabileceğini söylüyor. Ve 2016 yılında iletişim mesleğinin farklı kulvarlarında halkla ilişkilerin bu sorunlarını aşması ve geleceğine umutla bakmasına neden olabilecek bir oluşumu fırsat olarak gösteriyor. O da İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkelerin kabul edilmesi... Bilişim Muhabirleri Derneği (BMD), Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), Reklamverenler Derneği (RVD), TOBB Medya ve İletişim Meclisi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) bu ilkelere ortaklaşa imza attılar.

Haberin Devamı


Benim notum

Adını siz koyun; halkla ilişkiler ya da kurumsal ilişkiler... Bu aralar Amerikalılar algı yönetimi de diyorlar. Her neyse... Boşluklar olsa da; bana göre algıyı yönetmek, itibarı korumak ve yükseltmek hem önemli, hem de zannedildiğinden çok daha zor bir iş... O yüzden bu önemli mesele; bir birim olarak değil, yönetim kurullarının ciddi işi olarak dikkate alınmalıdır.

Yazarın Tüm Yazıları