Atıl’ın modeli oldum

Bu hafta İstanbul Moda Haftası’nın en renkli defilelerinden birine imza atan Atıl Kutoğlu’yla defileden bir gün sonra Conrad Otel’in terasında buluştuk. Beni podyuma çıkarmadı ama onun yeni koleksiyonundan parçalar giydim ve modelleriyle poz verdim. Ünlü modacıyla 2020’ye doğru dünya modasının trendlerini de konuştuk. Kutoğlu’na göre değişen moda, dört unsur üzerine kurulu artık: Rahatlık... Unisex... Yaşsız dönem... Özgürlük...

Haberin Devamı

Atıl’ın modeli oldum

◊ İstanbul Moda Haftası’ndaki defilende Deren Talu da podyuma çıktı, Nur Gümüşdoğrayan da... Neye göre seçiyorsun mankenlerini?
- Kreasyona göre. Tasarımlarımı hangi isimlerin daha iyi taşıyacağını düşünerek karar veriyorum. Bazen de sürpriz isimleri tercih ediyorum. Mesela Nur Gümüşdoğrayan, anne olduktan sonra ilk defa podyuma çıktı. Defne Samyeli yerine kızı Deren podyumdaydı. Özge Ulusoy, Avusturyalı Larissa Marolt, Özlem Katipoğlu ve bir dolu da yabancı manken vardı.

◊ Tanıttığın koleksiyonda çizgini nasıl tanımlıyorsun?
- 2017 ilkbahar-yaz koleksiyonunu tanıttım. Etnik lüksü temsil eden bir koleksiyon. Benim koleksiyonlarımın etnik, lüks ve Türk kültürünü birleştiren bir tarafı var. Bu kez de Antik Çağ ile Güney Amerika işin içine karıştı.

◊ Neden Güney Amerika?
- Belki de hiç seyahat edemediğim içindir... Moda artık çok özgür. Koleksiyonlarda entelektüel konular işlemeyi sevmiyorum, demode geliyor bana. Kalemimi bıraktım; volanlar, uçuşan evaze kesimler, yırtmaçlar...

◊ Viyana yerine Güney Amerika’dan esinlenmen ilginç olmuş...
- Hayır, Viyana’dan da çok esinlendim. Biliyorsun ki orada yaşadım. Viyana’nın, Gustav Klimt’in, sarayların, altın varakların, hepsinin karışımı bir koleksiyon bu. Çok cool ve modern... Tabii bende her zaman Türk kültüründen de bir şeyler oluyor.

GÖRDÜĞÜN ZAMAN SATIN ALMA DÖNEMİ

◊ Sen yıllardır kullanıyorsun Türk motiflerini zaten...
- Evet, işte onu farklı bir tatta, değişik bir şekilde 2017 ilkbahar-yaz koleksiyonu için tekrar gündeme getirdik. “See Now-Buy Now” trendini de burada uygulamaya başladım. Zaten öncülerinden birisiyim.

◊ Nedir “See Now-Buy Now”? Hemen oracıkta satın alma işi mi?
- Eskiden koleksiyonlar sergileniyor, insanlar bu kıyafetlere sahip olmak için aylarca bekliyordu. Şimdi ise gördükleri zaman alabilecekler.

◊ Bu röportajdan sonra mağazana gitsem, perşembe günü sergilediğin parçaları satın alabilir miyim?
- Şu an değil ama birkaç hafta içinde alabileceksin. İnsanlar artık gördükleri şeylere bir an önce sahip olmak istiyor. Önceden her koleksiyonun en iyi parçaları ünlülere verilirdi. Mesela Nicole Kidman alıp giyerdi.

◊ Sen en iyi parçalarını ilk hangi ünlülere veriyordun?
- Jessica Alba, Catherine Zeta-Jones, Naomi Campbell, Madonna, Viktor Lazlo hâlâ dünya turnelerine benim kıyafetlerimle çıkıyor. Avusturya Kraliyet Ailesi var. Avusturya Prensesi Camilla von Habsburg da defileme geldi ve onur konuğum oldu. Habsburg’lar dünyanın en köklü ailesi. Monarşi meraklısı değilim ama çok zarif bir kültürü temsil eden aileler oldukları için önemsiyorum. Camilla da kıyafetlerimi çok iyi taşıyor.

◊ Sonuçta prenses, taşısın artık!
- Camilla’nın Avrupa’da bir davete ya da partiye gittiğinde tasarımlarımı giymesi, benim için ve Türk modası için iyi bir reklam. Çok da yakın arkadaşım oldu. Şu dönemde bize destek olmak için geliyor. Gerçekten çok uğraştık yabancı misafirleri, modelleri getirebilmek için. Alman televizyonu, Avusturya televizyonu son anda gelmekten vazgeçti. Bu son bombalar yüzünden. Birkaç top modelimiz daha iptal etti. Dışarıdan baktıklarında Türkiye’den korkuyorlar. Yine de gelenlerle Türkiye’nin ve Türk modasının tanıtımını yapıyoruz.

EYVAH, İSPANYOL PAÇA GERİ DÖNÜYOR!

◊ Biraz kadın ve erkek modasını konuşalım. Neler olacak? Mesela erkeklerin kısa paça pantolon olayını ne yapacağız? Nefret ediyorum ben.
- O zaman sana müjde vereyim. Burada da gördüğün gibi pantolonlar bollaşıyor, paçalar uzuyor.

◊ Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk! Yeniden 70’lerdeki İspanyol paçalara mı dönüyoruz?
- Aynen! Hatta daha bol paçalara. Aslında modada yok yok. Şu anda moda ve tekstil sektörü en liberal zamanlarını yaşıyor. Biz modacılar bir şey dikte edemiyoruz aslında. Eskiden ederlermiş. Biz seçenek sunuyoruz. İnsanlar onların içinden hoşuna giden şeyleri ayıklıyor ve kendi tarzlarını belirliyorlar.

◊ İyi bari, uçan paçalı pantolon giymeyecek olmam sevindirici...
- Kimseye bir şey dayatmıyor artık moda. Yani artık “Yüksek topuklu giy, dar etek giy” gibi ısrarları kalmadı. Moda yine çok büyük bir olgu. İnsanlara moral veren, onların kendine güvenini artıran... Bu yüzden mesleğimi çok önemsiyorum. Her sezon bir yenilik sunuyoruz ama önümüzdeki yaz göreceksiniz erkeklerde bol pantolon, cıvıl cıvıl renkler olacak.

◊ Erkek modası da kadın modası gibi renkli olmaya başladı değil mi?
- Moda aslında unisex’e doğru gidiyor. Erkekler için bir koleksiyon yapıyorum, kadınlar bakıp alıyorlar.

◊ Moda dayatmasa da insanlar etkileniyor. Kısa paça herkese olmaz ama giyiyorlar. Mesela göbek dekoltesi modası çıkıyor, bütün kadınlar göbeklerini açıp geziyorlar. Yakışan da açıyor, yakışmayan da.
- Özellikle tombik hanımlar açıyor değil mi? İstanbul’da da var bunların örneği. Şimdi isim veremem ama...

◊ Ver ver...
- Veremem! Öldürürler beni. Vücut tipine bakmadan straplez, kolsuz, şort giyiyorlar. Ben hiçbir zaman giyemezler diyememem. İyi niyetli bir modacıyım ben. Diyorum ki mutlu olacaklarsa giysinler, gezsinler, istediklerini yapsınlar. Ama bir giyim tarzına sahip olmak çok önemli. Bu bir oyun. Önemli olan keyif almak.

◊ Sen nasıl giyinirsin?
- Ben göbeğimi ya da varsa göze batan fazlalıklarımı kamufle ediyorum. Çünkü spor yapmaya çok vaktim olmuyor maalesef. İki tip giyinen modacı var. Biri çok renkli, bağıran tarzda giyinenler, bir de zaten modayla uğraştıkları için renkler ve kumaşla sürekli iç içe olduklarından dolayı kendi tarzlarını daha sade seçenler. Ben ikincisiyim.

◊ Bu moda işi daha çok gençlere yönelik. Mesela 55 yaşındaki bir kadın hedeflenip koleksiyon yapılmıyor.
- Elbette biz genç mankenler üzerinde sunum yapıyoruz. Ama artık yaş olgusu kalmadı. Artık insanlar spor yapıyor, sağlıklı besleniyor, her şeyi giyebiliyorlar. Yaşsız bir döneme giriyoruz. Modada sınırlar kalktığı gibi yaş olgusu da kalkıyor.

Haberin Devamı

Yüksek topuk yok olmaz ama kullanım yeri azalacak

Haberin Devamı

◊ Asla yok olmayacak şeylerden biri de yüksek topuklu ayakkabı herhalde. Sen seksi buluyor musun?
- Seksi buluyorum...

◊ Ben de öyle. Kadınlar topuklu giydiklerinde bir anda değişiyorlar.
- E tabii, kadın da kendisini iyi hissediyor. Yüksek topuk giydikleri zaman kıyafetlerin daha bir hakkını veriyorlar. O yüzden ben yüksek topuğun ortadan kalkacağını düşünmüyorum. Tabii ki rahatlık, spor ayakkabılar piyasayı kaplamış olup ön plana geçse de bazı şeyler var ki onlar hiçbir zaman kaybolmayacak. Belki bir partiye giderken, gece çıkarken giyecek. Ofiste ya da günlük yaşamda kullanmayacak ama topuklu ayakkabıdan da vazgeçmeyecek. Yüksek topuk, bir kadını en güzel gösteren unsurlardan ve giydiği zaman onu hissediyor. Kendisini seksi hissediyor. Güzel dekolteler de devam edecek. Bunlar modada her zaman kalıcı özellikler. Ama dekolte giymemek de tercih meselesi. Kapalı olmak da bir trend. Dekolte illa bir moda unsuru olmaktan çıktı. Bunların hepsi bir tarz meselesi oldu. Bir kadın dekolte giymese de çok seksi olabiliyor. Tavır meselesi, taşıma meselesi...

Haberin Devamı

Atıl’ın modeli oldum

İYİ VE PAHALI OLMAK ÖNEMLİ

◊ Erkek modası, kadın modasının yanında aslında yalan dolan değil mi?
- Kadın modası elbette ki modanın yönünü belirliyor. Ama erkekler de son zamanlarda modayı takip ediyor.

◊ Unisex dedik ya... Biz şimdi çanta da taşıyacak mıyız?
- E bana baksana. Taşıdığım çantama bak. Evet, erkekler de her model çanta taşıyor artık. Daha da yaygınlaşacak.

◊ Oje de sürecek miyiz?
- David Beckham sürüyor ya senin neyin eksik? Bizde Ayhan Sicimoğlu da sürmüştü. Dediğim gibi sınır kalmıyor, özgürlük kazanıyor ve bence güzel bir şey. Mesela eskiden manikür, pedikür mü yaptırırdı erkekler? Şimdi iyi bir berbere git, bütün erkeklerin eli ayağı suda. Ben ona alışamadım açıkçası ve yaptırmıyorum.

◊ Moda pahalı olmaya devam edecek mi?
- Ya pahalı oluyor ya da geniş kitlelere hitap eden Zara, Mango, H&M gibi. İkisinin arası azaldı.

◊ Bir tişört 1000 lira olur mu?
- Olmaz aslında ama çok iyi bir fikir, çok iyi bir markaysa olur. Yani aslında marka satıyor. Markanın ismine veriyoruz o parayı. Ben de pahalı olmakta ısrar ediyorum bir Türk markası olarak. Ben işe ilk başladığımda “Türk olamazsınız, Türkler böyle şeyler yapamazlar” deniliyordu. Ama şimdi Atıl Kutoğlu markasını ‘benim elbisem çok pahalı’ diye taşımaları hoşuma gidiyor.

◊ Pahalı olmak pazarlama açısından önemli o zaman...
- Ben Türk markaların daha da ilerlemesini istiyorum. Her sektörde pahalı markalar yaratıp dünyaya imaj satmamız lazım. Bence sektörün çıkışı orada. Hindistan gibi fasoncularla yarışmak çok zor çünkü. Türk tekstil sektörüne yakışmayacak kadar az markamız var uluslararası arenada. ‘Made in Turkey’ etiketini pek çok markada görüyoruz ama kendi markamızı göremiyoruz yurtdışında. Ben onun savaşını veriyorum ve tersini ispatlamaya çalışıyorum. Bu yüzden İstanbul Moda Haftası’nı önemsiyorum.

Haberin Devamı

KIYAFET ÖDÜNÇ VERMEM, SATARIM

◊ Defilede müzikler çok etkileyiciydi. Neye göre belirlediniz?
- Birol Giray, Paris’ten sırf defilem için geldi ve koleksiyona özel hazırladığı müzikleri çaldı.

◊ Erkek modası sende son birkaç senedir var değil mi?
- Evet, 4 senedir. Arkadaşlarım “Bize neden bir şeyler yapmıyorsun?” dediler. Ben de tasarlamaya başladım.

◊ Pantolonları denedim ve beğendim. Gömlekler de çok güzeldi.
- Senin giydiklerin 70’ler modasını çağrıştırıyor. Hem erkekler son 10 yılda modaya daha meraklı olmaya başladı hem de çevremdeki insanlar markamı taşımak istediler. Haluk için kadın kıyafetlerini de erkek modasına uyarlamaya başlayınca, yapayım da giysinler dedim. Heves Ekinci’de bir tuvaletim vardı. Paris’te bir baloda giymişti. Haluk aynı kumaştan bir şeyler isteyince o bahsettiğim pelerini yaptım. Heves gördüğünde düşüp bayılıyordu.

◊ Bir davete giderken senden kıyafet isteyenler oluyor. Hatta deminden beri telefonun susmadı...
- E istiyorlar da gelip satın alıyorlar. Benim görüştüğüm kişiler satın alırlar. Ben ödünç vermiyorum. Amerika’da Catherine Zeta-Jones, showroom’a adamlarını yollardı. Beş-altı çeşit seçer ve götürürlerdi. İkisi geri gelir, üç tanesi kalırdı ve ondan sonra ödemesini yaparlardı. Çok nadir oluyor ödünç verdiğim, film galasında giymek için. Ama genelde vermiyoruz.

◊ “Next Top Model” adlı TV yarışmasında Heidi Klum’la beraber çalıştın. Jürideydin. Sonra ne oldu o program?
- Üç sezon jüri üyeliği yaptım ama o kadar yoruldum ki, sonra devam etmedim. Avusturya televizyonundaydı. Heidi Klum’un babası yapımcıydı. O kızları üzmek bana çok zor geldi.

Haberin Devamı

Atıl Kutoğlu’na göre

En iyi giyinen 5 kadın
1- Nevbahar Koç
2- Ahu Tuğbay
3- Çiğdem Simavi
4- Derin Mermerci
5- Hande Ataizi

En iyi giyinen 5 erkek
1- Rahmi M. Koç
2- Ömer Karacan
3- Can Has
4- Can Akçay
5- Murat Boz

Kutoğlu bunları sevmiyor

Kadında:
1- Simli naylon çorap
2- Takma tırnak
3- Kare burun ayakkabı
Erkekte:
1- Şeffaf çorap
2- Gömleğin altına atlet
3- Sivri burun ayakkabı

Dünyada en beğendiği markalar

1- Celine
2- Marc Jacobs
3- Ralph Lauren
4- Giambattista Valli
5- Valentino

Atıl’ın modeli oldum

İNSANLARIN RUHUNU TAMİR EDİYORUZ

◊ Moda sektörüne ilk nasıl adım attın?
- Ben daha Alman lisesinde okurken Vitali Hakko’ya çizimlerimi göstermiştim. Bana dedi ki; “Sen çok yeteneklisin, burada staj yap.” Okuldan çıkar, Vakko’ya giderdim. Çok iyi bir okuldu Vakko benim için. Ailem bana “Madem estetik şeylerden hoşlanıyorsun, estetik cerrah ol” derdi. Ama ben insanların zevkleri ve güzel şeyleriyle uğraşmak istediğimi söyledim. Sorunlarıyla değil. Ondan sonra bir psikiyatrist profesör bana dedi ki; “Biz aslında aynı mesleği yapıyoruz.” Viyana’ya gittik. “Sırf bizim meslekten insanlar olacak” demişlerdi. Masanın yarısı modacı, yarısı psikologdu. “İkimizin de görevi aynı: İnsanların ruhunu tamir etmek” dedi. Çok güzel bir yaklaşım. Moda ve sanat olmasa toplumlar hastalanır. Bu tip şeyler lüks değil aslında. Herkesin, her toplumun ihtiyacı olan şeyler.

◊ Sence bizde siyasetçiler nasıl giyiniyor?
- Siyasetçiler dünyada da çok iyi giyinmiyorlar. Klasik giyiniyorlar genellikle. Belki de meslekleri icabı doğrusu o.

◊ Kim Kardashian geçenlerde eşofman altına file çorap ve topuklu ayakkabı giydi. Üzerinde sutyen vardı. Böyle delice giyinenlere ne diyorsun?
- Onlar bana çok uçuk geliyor. Beğendiğimi söyleyemem. Ama bunları da Balmain gibi saygın bir marka alıyor, baş köşeye oturtuyor. Zevk sınırlarını zorluyorlar. O popo nedir, aman Allah’ım! Ama belki de bir grup kadına moral oluyordur.

Kilolu kadınları sevindirecek haber

◊ Erkeklerde bol paçalar dedik, kadında durum nedir gelecek sezon?
- Kadınlarda volüm, bolluk, uçuşan kumaşlar öne çıkacak.

◊ Kilolu kadınlar çok sevinecek bu habere...
- Doğru, yeni sezonda kiloları saklamak çok daha kolay olacak. Kilolu hanımlar sevinecekler. Bir de moda endüstrisi çok hızlandı. “See Now-Buy Now” trendi de oradan çıktı. Büyük moda evlerinde tasarımcılar artık her 6 ayda bir yeni koleksiyon baskısına dayanamıyorlar. Hatta araya resort (tatil) koleksiyonu giriyor, o, bu giriyor.

◊ Sen sezonda 6 koleksiyon üretiyor musun?
- Ben iki ana koleksiyon üretiyorum. İlkbahar-yaz / sonbahar-kış. Resort yapıyorum, iki ayda bir yenilik yapıyorum, çünkü insanlar sürekli yenilik bekliyor. Benim hem yurtdışında hem Türkiye’de çizgimi takip edenler var. Sevil Sabancı, Nevbahar Koç, Hande Ataizi, Feride Edige gibi pek çok isim takip ediyor. Kendine has bir imajının olması önemli. Onu da oturttuğumu düşünüyorum. Geleceğime güvenle bakabiliyorum. Elbette ünlü markalar, milyar dolarlık firmaların yatırımları, reklam bütçeleri de çok önemli. O yüzden o baskı bazı şeylere zorluyor. Daha geniş seçenek sunmak zorunda kalıyorlar.

TÜYLÜ TERLİK  GİYENLER  ÇOK CESUR

◊ Gucci bir tüylü terlik yaptı, herkes onu giymeye başladı. Ne düşünüyorsun?
- Rahatlık trendi işte. Ben beğeniyorum o terliği.

◊ Giyip dolaşır mısın?
- Hiç düşünmedim, ayağımı gıdıklar gibi geliyor bana. Giyenleri de gördükçe helal olsun diyorum.

Atıl’ın modeli oldum
Bebek bekleyen Gülşen de tüylü terlikleriyle objektife yansımıştı.

◊ Gülşen, Beren Saat, Engin Can Ural giydi...
- İnsanlar cesur olsun. Ben bunu destekliyorum. Gucci kendini yenilemek için eski aksesuvar tasarımcısı çocuğu işin başına geçirdi. Çocuk karikatür gibi bir espriyle o markayı gündemde tutmaya çalışıyor. Gucci eski bir marka ve millet artık sıkılmaya başlamıştı. Sonra bu adamla yeni bir yaklaşım yakaladılar ve yeniden gündeme geldiler. Bunlar akılcı politikalar.

◊ Ben beğenmiyorum... Rihanna da Puma için bir şeyler tasarladı. Ünlülerin markalara yaptığı tasarımları nasıl buluyorsun?
- Rihanna’nın oturup çizim yaptığını sanmıyorum. Dior falan da onu reklamlarında kullandı. Baktılar kızın çok hayranı var, güzelleşti de, poposu falan inceldi, güçlü bir kadın, çok akıllıca davranarak onunla işbirliği yaptılar. J Lo da kendi koleksiyonunu yaptı. Müzik ve moda da birbirine girdi. Ama Türkiye’de bunun örneklerini göremiyoruz.

Atıl’ın modeli oldum
Sibel Can’ın oğlu Engin Can Ural, tüylü Gucci terliği ilk giyenlerden.

◊ Kenzo’nun tanıtım filmine bayıldım ben. Margaret Qualley deli dansı yapıyor. Nefis iş olmuş. Sanat, müzik ve moda bir arada...
- Ben modern sanattan da çok esinleniyorum. Haluk Akakçe sağ olsun. Haluk benim kıyafetlerimi çok giyer. Kadın-erkek modasının karışımını da sever. Gelir mesela, fırfırlı bir elbise beğenir, “Ben bunu giymek istiyorum, buna bir şey yap” der, alırız hoop pelerin yaparız, öyle giyer. Şimdi New York’ta yaşıyor. Kutlu Ataman olsun, Taner Ceylan olsun hem tanıdığım hem sevdiğim arkadaşlar. Sanat çok önemli diye düşünüyorum ve moda ile çok örtüşüyor...

◊ Doktor Jivago’dan esinlenerek koleksiyon hazırlamıştın. Böyle ilginç esin kaynakların var mı şu aralar?
- Bu yeni koleksiyonum öyle değil ama Ava Gardner, Rita Hayworth’un eski Hollywood filmlerinden havalar var sadece.

Atıl’ın modeli oldum
Ayşe Boyner

Yazarın Tüm Yazıları