Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı

“KAN dursun” diye önünde toplananların kanlarını akıttılar.

Haberin Devamı

Gözümüzde bir damla yaş kalmadı.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.


*


Üzerinde “Savaşa İnat Barış” yazan o otobüs var ya...
Gün boyu kolu bacağı kopmuş yaralıları taşıdı.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.


*


Yükseltilen gerilimden, üç oy fazla almak için dinamitlenen kardeşlikten, her gün atılan düşmanlık tohumlarından yararlanan kanı bozuklar, “barış” diye haykıran kardeşlerimizi öldürdüler.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.


*


Daha kopmuş kol ve bacaklar, senin önündeki caddede dururken...
“Bu iş acaba bizim biricik hükümetimizi seçimde azıcık da olsa yıpratır mı” diye hesap yapan kalpsiz hükümetçiler ortada kol geziyor.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.


*


Daha kimin ölü, kimin yaralı olduğu bile belli olmadan...
Kahrolası soğukkanlı yorumcular, “bu iş kime yarar / kime yaramaz” diye toto oynamaya başladılar.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.


*

Haberin Devamı


Üç kişi bir araya gelse anında TOMA’yı harekete geçirenler...
Koca bir yürüyüşün güven içinde gerçekleşmesini sağlayamadılar.
Devlet olmayı sadece etrafa korku salmak olarak anlayanlar, devlet olmanın vatandaşın can güvenliğini temin etmek anlamına geldiğini bir türlü anlayamadılar.
Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı.

MİT ne işe yarar

SEN ey MİT yetkilisi!


*


Gazetesindeki köşesinden “İstesek seni sinek gibi ezeriz. Merhamet ediyoruz da ondan hayattasın” diye alenen ve resmen ölüm tehdidinde bulunan bir “tetikçi bozuntusu” ile devletin en üst düzey resepsiyonunda yarım saat hususi ve sıcak görüşme yapacağınıza...
Biraz da...
Ülkeyi kana bulayan hain ve alçak bir saldırının istihbaratını alıp da önlemeye çalışın.


*


Tetikçiye ayırdığınız zamanı istihbarata ayırırsanız...
Vazifenizi yapıp kanlı provokasyonları önlemiş olursunuz.

Alt tarafı


HÖYKÜRÜP duruyorlar:
Alt tarafı iki cam kırıldı kardeşim, bu ne tantana...
Alt tarafı iki yumruk atıldı kardeşim, bu ne gürültü...
Alt tarafı bir gazeteci tutuklandı kardeşim, bu ne vaveyla...
Alt tarafı
7 kanal bir platformdan çıkarıldı kardeşim, bu ne gümbürtü...


*

Haberin Devamı


“Alt tarafı... Alt tarafı...” diye höyküren bu “alt tarafıcı”lara sesleniyorum:
Aha bakın!
Ankara’da onlarca barış yanlısını katlettiler.


*


Ne duruyorsunuz?
“Alt tarafı 95 kişi öldü, bu ne tantana, bu ne gürültü, bu ne vaveyla, bu ne gümbürtü” falan diye höykürsenize...


*


Ne de olsa...
Karakteriniz ve tıynetiniz bunu da kaldırır.


Zerre kadar önemi kalmadı


DÜN duyurmuştuk.
Bana yönelik saldırıyla ilgili her türlü detayı anlatacaktım.


*


Fakat Ankara’da meydana gelen korkunç patlama, bana yönelik saldırıyı leblebi çekirdek haline getirdi.


*


Bu yüzden...
Dün duyurusu yapılan yazıyı yazmıyorum.


*


Duyurusunu yaptığım yazıyı...
Kansız, bombasız, felaketsiz, katliamsız, ölümsüz, provokasyonsuz bir günde yazarım inşallah.
Tabii cehenneme çevrilen şu canım ülkemde öyle bir gün olursa...

Haberin Devamı

HER GÜN SORACAĞIM

Niye ifadesi alınmıyor (1)

DEVLETİN savcılarına soruyorum:
Gazete köşesinden hakkımda iki kez ölüm tehdidinde bulunan...
“İstesek seni sinek gibi ezeriz” diye yazabilen...
“Merhamet ediyoruz da hayattasın” diyebilen...
Bir tetikçi bozuntusunun bugüne kadar neden ifadesi alınmadı?


*

Kendisine neden...
“Sinek gibi ezeriz” derken... Ne demek istedin?
“Merhametimizle hayattasın” derken... Ne demek istedin?
“Biz” derken kimleri kastediyorsun?
Bir illegal çetenin üyesi misin?
Ahmet Hakan’a yönelik dört kişilik saldırının arkasında sen mi varsın?
Diye sorulmadı?


*


Bunları her gün yazacağım.
Ta ki bu tetikçi bozuntusunun, devletin savcılarının önünde hesap vereceği güne kadar...
Yılmak yok, kaçtığı yere kadar kovalamak var.

Haberin Devamı


Niye mahkemeye gidiyormuşum?


ADAMLAR “gazete” ve “televizyon” adı altında devasa bir iftira makinesini işletiyorlar.


*


Bu iftira makinelerinden...
Her gün bin türlü tehdidi, bin türlü hakareti, bin türlü yalanı, bin türlü saptırmayı üzerime boca ediyorlar.
Ben de buna karşılık gidebileceğim tek yere gidiyorum:
Mahkemeye...


*


Peki ne oluyor?
Şu oluyor:
Kendilerini mahkemeye verdim diye ağlaşıyorlar.


*


Benim elimden gelen budur.
Ben ancak mahkemeye giderim.


*


Hem nereye gidecektim ki?
Parayla dört çakal kiralamaya mı?

Yazarın Tüm Yazıları